İMBAT OSGB İŞ GÜVENLİĞİ & İŞ SAĞLIĞI HİZMETLERİ

GAZETELER

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

buket çiçekcilik

EN ÇOK OKUNANLAR

  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
buket çiçekcilik

ANKET

  • Yeni Açılmış Olan Haber Sitemizi Nasıl Buldunuz?

“HAYATIMIZ” KANSER

Pazar, Oca.10.2016 - 15:26
PAYLAŞ :
 |  Karakter Boyutu : A- A+


Tekin ÖZGÜL
Tekin ÖZGÜL

Hayat kelimesi kök itibariyle incelendiğinde temeli Arapça “Hay” kelimesine dayanır. Hay kelimesinin de sözlük anlamı “canlı, diri” manasındadır. Esma-ül Hüsna’dan birisi de “El-Hay” kelimesidir. El –Hay “ her yönleriyle tam bir hayata sahip olan demektir. İşitme, görme, güçlü ve irade sahibi olmak” tır. Hayat kelimesi ise hay kelimesinin çoğuludur. Yani dilimizde unutulan “ –t ve –at “ ekleri ile türetilmiş bir kelimedir. Kâinat, mahlûkat, nebatat, hayvanat ve edebiyat kelimelerinde olduğu gibi.

Hayat canlılık güç hâkimiyet manalarına geldiğini belirtmiştik. Ebedi hayatın öncesi bu dünyadaki hayattan ya da fani hayattan bahsetmek istiyorum. Bu dünyadaki hayat fanidir yani bu dünyadaki tüm canlılar muhakkak ölecektir. Zaten Allah-u Teâla da Ankebut suresinin 57. Ayetinde “كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ  “Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra ancak bize döndürüleceksiniz.” Buyurmaktadır.  Bu dünyada ölümün önüne geçilemeyeceğine yani ölmemek bizim irademiz ve elimizde olmadığına göre hayatı verimli ve sağlıklı kılmak bizim elimizdedir. Bunun en kestirme yolu da hayat tarzımızı ve hayatımızı devam ettirmemiz için gerekli olan beslenme şeklimizi ve hayatımızı idame ettirdiğimiz ortamı mekânları sağlıklı kılabilmektir. Bu da hem hayatımızın anlamını hem de hayatımızı sona erdirecek ölüm sebeplerini de değiştirebilir.

 

Bu dünyada her şey sebep ve sonuç ilişkisine dayanır. Mesela yakınımızdan birisi vefat edip hayatı sona erdiğinde hemen şu soruyu sorarız “neden ölmüş?” yani her ölümün bir sebebi vardır. Sebepsiz sonuç olmuyor. Başka deyişle ölüm değişmiyor ama ölümün sebepleri sürekli değişiyor.

 

Aslında şu meseleye dikkat çekmek istiyorum. Günümüzde ölüm sebepleri arasında kanser hızla artmaktadır. Çevremizde kaybettiğimiz insanların çoğu kanser illeti yüzünden hayatlarını kaybetmekteler. Ya da kanser tedavisi gören bir yakınımız ya da komşumuz mutlaka vardır. Yakın zamanlara kadar ölüm sebepleri arasında kanser çok az yer tutardı. Ama günümüzde her on kişiden biri ya da ikisi kanser hastalığı yüzünden hayatını kaybetmektedir. Bu da dikkate değer bir husustur. Kanser nedir? Sorusunun cevabını ise bilim insanları şu şekilde vermektedir. “Kanser vücut hücrelerinin kontrolsüz bir şekilde üremeleri ile meydana gelen bir hastalıktır. Hücreler henüz tam bilinmeyen bir nedenle, kontrolsüz olarak bölünmeye başlarlar. Bu yüzden bedende hızlı hücre çoğalmasından oluşan kötü urlar oluşur ve bunlara kanser denir”

 

İşte tam bu noktada hayat tarzımız, beslenme şeklimiz ve iş ortamları ile ev ortamlarımızın kanser ileti arasında bir bağ, ilişki var mı bu hususu irdelemek istiyorum. Çünkü bilim insanları kanserin sebeplerini sayarken hep insanın içinde bulunduğu birebir ilişki içinde olduğu faktörlerin sebeplerini saymaktadırlar. Mesela kimyasal maddeler kanser sebeplerindendir. Nedir kimyasal maddeler? Tabi olmayan yani insanın ürettiği her şey “ Tarım ilaçları, sentetik boyalar, alkol, gıdalara katılan kimyasallar vs” Bunun dışında radyasyon ya da radyasyonlu ortamlar. Bu gün radyasyona tabi olmamak mümkün mü? Televizyonlar, radyolar, telefonlar, bilgisayarlar vs, vs. hele bir çevrenize bakın her taraf baz istasyonu. Öyle ki adeta daha iyi radyasyon yaysın diye en yüksek yerlere kuruluyor. Bir başka konu da beslenme şekillerimiz. Etrafımızda ne kadar da doğal olmayan yemek yeme yerleri çoğaldı değil mi? Ayakta atıştırmak suretiyle yemek yenen yerlerden bahsediyorum. Neyi nasıl yaptıkları belli olmayan ……center, …..burger,……..food gibi hastalık saçan çağdaş zehir merkezleri.

 

Kısacası hayatımız kanser olmuş. Yediklerimiz, içtiklerimiz zehir. İçinde yaşadığımız evlerimiz adeta ölüm saçan mekânlar. Hayatımızın ayrılmaz parçası olan bilgisayar ve telefonlar kanser makinası adeta. İşte hal böyle olunca yukarıda bahsettiğimiz gibi kanser ölüm sebepleri arasında sürekli çoğalmaktadır. En önemli bir husus ta kanserin yaşı, cinsiyeti ve eğitim düzeyi yok. Yediden yetmişe herkes kanser olabiliyor.

 

Öyleyse hepimiz hayatımıza mal olan bu kanser illetinden korunmak için hayatımızı yeniden düzenlemeli, hayat tarzımıza yeni bir bakış açısı getirmeliyiz. Zaten devlet kurumları bu konuda farklı şekillerde dikkat çekmektedir. Mesela ilaç kullanımı, ziraat ilaçlarının dikkatli kullanımı ya da hiç kullanmayıp organik tarım yapma gibi birçok alanda çalışma yapılmaktadır. Bunların hepsi bir yana başta biz kendi tedbirimizi kendimiz almalı. Kanseri hayatımızdan uzaklaştırmalıyız.

 

Özellikle marketlerde satılan paketlenmiş, şoklanmış konserve gıdalar, plastik kaplarda muhafaza edilen yiyecek ve içecekler, içerisinde bin bir renk gıda boyası olan şeker ve çikolatalar, genleri ile oynanmış sebze ve meyveler, arının doğal olarak yapmayıp insanın müdahalesi ile üretilen ballar, Ne olduğu bilinmeyen kimyasal ilaçlarla üretilmiş sebze ve meyveler, sürekli kalbimizin üzerinde taşıdığımız cep telefonları, evimizin baş köşesinde bulunan eskiden sadece bir odada vardı şimdi mutfak, oturma odası hatta yatak odasına bile girmiş televizyonlar vs,vs . En önemlisi de tedavi amaçlı bilinçsizce kullandığımız ilaçlar, çocukların kullandığı oyuncakla, giysiler, bizim kullandığımız araç gereç ne varsa hepsi ama hepsi kanser saçmakta. Hal böyle olunca kemoterapi alan, radyoterapi alan, kanserden hayatını kaybeden komşumuz, arkadaşımız, annemiz, babamız, çocuğumuz, yani kanserli sayısı sürekli çoğalmaktadır.

Kısacası hayatımız kanser. Hayatımızdan kanseri çıkaralım.


Bu haber 903 defa okundu.

Benzer Haberler

TEŞEKKÜR

TEŞEKKÜR TEŞEKKÜR

Perşembe, Kas.23.2017 - 13:17

TEŞEKKÜR


Perşembe, Kas.23.2017 - 13:12

TEŞEKKÜR

TEŞEKKÜR

Perşembe, Kas.23.2017 - 13:08

ESMEK'te Güz Dönemi Kursları Başladı

ESMEK'te Güz Dönemi Kursları Başladı Erbaa Belediyesi tarafından 2015 yılında kurulan Erbaa Sanat ve Meslek Edindirme Kurslarında (ESMEK) 2017 yılı güz dönemi kursları başladı.

Salı, Kas.21.2017 - 14:58

TAŞINMAZIN AÇIK ARTIRMA İLANI

T.C.
ERBAA
İCRA DAİRESİ
2016/141 TLMT.
TAŞINMAZIN AÇIK ARTIRMA İLANI
Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri :

Perşembe, Kas.16.2017 - 17:32

Bu Yazarın Diğer Yazıları

21. YÜZYILDA YAŞAYAN ÇANAKKALE RUHU

  Merhum Akif o ruhu, o vatan mücadelesini, vatanı için, bayrağı için ölmeye koşan o nesli şöyle anlatıyor şiirinde ……………………


Pazar, Ağu.14.2016 - 23:03

ALLAH BU MİLLETE BİR DAHA DARBE YAŞATMASIN

Benim okuyarak öğrendiğim ve büyüklerimden defalarca dinleyerek acılarını hissettiğim darbe serisi 1960 tan itibaren başlar. Bu ülkede zamanın başbakanının idamı


Salı, Tem.19.2016 - 15:04

SEKSENLERDEN SONRA BİR NESİL YETİŞTİ.

Seksenlerden sonra dünya düzeni hayal edilemeyecek kadar değişikliğe uğradı. İki kutuplu dünya yerini tek eksenli dünyaya bıraktı. Tabi ki bu


Perşembe, May.05.2016 - 12:51

ANADOLU’DA KADIN OLMAK

  Kadın her toplumda, her kültürde farklı algılanmakta, farklı değerler verilmektedir. Bazı toplumlarda kadın bir utanç vesilesi sayılırken bazı toplumlarda


Pazartesi, Mar.07.2016 - 20:07

“BAYIR BUCAK” TÜRKLERE ANADOLU

Bu tarife uygun vatan anlayışını şair dizelerinde en veciz bir şekilde şöyle tarif etmektedir.   “Bayrakları bayrak yapan üzerindeki kandır.


Pazartesi, Şub.15.2016 - 15:02

OKUMAK BİR DİRENİŞTİR.

Daha da önemlisi de bu zor ve kutsal vazifeyi verdiği ve okuma yazma bilmeyen peygambere gönderdiği ilk vahiy, ilk emir


Cuma, Oca.22.2016 - 15:35

KARAYAKA HALKI BAYIRBUCAK TÜRKLERİNİ YALNIZ BIRAKMADI

Her zaman mazlum ve mağdur insanların yanında olan halkımız bunu bir kez daha ispat etti. İHH nın yardım kampanyasına katılan


Cumartesi, Oca.09.2016 - 15:10

FATİH PROJESİ VE “EĞİTİM”

 “Bugünkü eğitim modelinin, okul binalarının özelliklerinden sınıfta oturma düzenlerine kadar 19. yüzyılda şekillenmiş bir anlayışın ürünü olduğuna işaret ederek, "Sanayi


Çarşamba, Ara.23.2015 - 14:45

21. YÜZYILDA ÖĞRETMEN OLMAK


Salı, Kas.24.2015 - 10:27

SELEHATTİN EYYUBİ KADAR KÜRT, FATİH KADAR TÜRK'ÜZ...

Türk tarihine baktığımızda millet olarak da bin yıldır böyle bir mücadelenin içindeyiz. Bu mücadelenin temelinde her ne kadar hak –


Pazartesi, Kas.23.2015 - 15:18

Yorum Yap
Güvenlik Resmi Resmi Yenile

Yorumlar
Yorum yapılmamıştır.

Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.
Facebook ile Yorum Yap

Haber, Haberler

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.Buradasınız: Türkiye'nin En Kapsamlı Haber Portali: ERBAA GAZETESİ - Tükiye'nin en kapsamli haber portali: http://erbaagazetesi.com/

Bu site Turkishost haber yazılım paketini kullanmaktadır.