İMBAT OSGB İŞ GÜVENLİĞİ & İŞ SAĞLIĞI HİZMETLERİ

GAZETELER

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

buket çiçekcilik

EN ÇOK OKUNANLAR

  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
buket çiçekcilik

ANKET

  • Yeni Açılmış Olan Haber Sitemizi Nasıl Buldunuz?

TÜRKİYE - GÜRCİSTAN BEKTAŞÎ KÜLTÜRÜ VE OZANLAR SEMPOZYUMU

Perşembe, Tem.14.2016 - 13:53
PAYLAŞ :
 |  Karakter Boyutu : A- A+


Yolculuğa başlamadan önce evde yapılan hazırlıklar vardır. Birkaç gün önceden en ince ayrıntıya kadar planlanır. Eksiksiz bir çalışma yol boyunca rahatlığınızı sağlar. Gün sayısına uygun bavul seçilir ve özenle hazırlanır. Kimlikler, dosyalar, okunacak kitaplar ve yurt dışı ise pasaport gibi ayrıntılar zevkle, şarkılar eşliğinde hazır hale getirilir.

Gitmek; bulunduğumuz yerden başka yerlere doğru yönelmek, geçmek, uçmak diye de tanımlayabiliriz.

Yol üzerine, yolcu üzerine, araç ve heybe üzerine yazılar ve şiirler yazılmış, şarkılar, türküler söylenmiştir.

Hal odur ki, seyahati seviyor iseniz, güzel günlere hazırsınız demektir.

Hayalini yitiren insan, dünya hayatının son demlerindedir diye düşünüyorum. Gerçeğin veya hayalin uzantıları rahatlatıyor, huzur veriyorsa devam etmek gerek. Ufukların ardı, bulunduğun sokak, bir alt cadde, karşı köy veya uzaktaki bir şehir, hatta yurt dışı da olabilir.

 Bilinenlere ve bilinmezlere doğru yurtdışına yaptığım yolculuk sonrası dinleniyor ve isteyerek tatlı bir akıntıyla yaşadıklarımı, gördüklerimi yazmaya çalışıyorum.

T.C.Başbakanlık Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanlığının desteğinde; Hacı Bektaşî Veli Kültür Derneği Başkanlığı ile Ukrayna–Gürcistan Uluslararası Eğitim–Bilim Üniversitesinin birlikte düzenledikleri 30-31 Mayıs 2016 tarihlerinde yapılan “Türkiye Gürcistan Bektaşî Kültürü ve Ozanlar Sempozyumu” Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te gerçekleştirildi.

Sempozyum ve sempozyum çerçevesinde yapılacak kültürel etkinlikler 28 Mayıs -04 Haziran 2016 tarihleri arasında oldu.

            “Hoca Ahmet Yesevî’de Türkçe Sevgisi” adlı bildiri ile katıldığım sempozyum için otobüs yolculuğumuz 28 Mayıs 2016 Cumartesi günü sabah 07.00 de Ankara’dan başladı.

            Hacı Bektaşî Veli Kültür Derneği Başkanı Mustafa Özcivan ve katılımcıları Hacıbektaş’tan alarak yola devam ediyoruz.

            İlk durağımız Tokat’ın Zile İlçesi, bizi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yardımcı ve Belediye yetkilileri karşılıyor. Öğle sonrası “Zile’nin Bektaşî Kültüründeki Yeri ve Önemi” Panelini belediyenin katkıları ile yapıyoruz. Zile kaymakamı da katılıyor bir de konuşma yapıyor. İlçe dışında olan belediye başkanı Lütfi Vidinel, güzel bir mesajla bize hoş geldiniz diyor.

            Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yardımcı Zile doğumludur. Zile kültürü ile ilgili çalışmaları başlı başına bir araştırma konusudur. Zile kültürü ile ilgili aradığınız her alanda çalışmaları vardır. Yardımcı, emekli öğretim üyesidir.

            Tokat’ta görev yaptığım yılları hatırlıyor, her ilçesine, kasabasına ve köyüne mutlaka yolumun düştüğünü birlikte olduğum yol arkadaşlarımla paylaşıyor, Zile ile ilgili birkaç anımı da aktarıyorum.

            Akşam Samsun’da kalıyoruz. Sabahın erken saatlerinde kısa bir yürüyüş yapmak ve etrafı incelemek için dışarı çıkıyorum. Kaldığımız otelden dahi görülecek kadar denize yakınız. Gece boyu yağan yağmurun tatlı serinliğinde kısa bir yürüyüşle önemli anılarımın olduğu ve küçük kardeşimin yaşadığı şehre gülümsüyorum.

            Ötesi Karadeniz. Tüm yönlerim deniz ve yeşilin tonları. Doyamadığımız güzelliklere yağmur da aralıksız eşlik ediyor. Yolculuğumuz boyunca bizimle birlikteliği sürüyor.

.                                                                                                                                                    .

            *Eğitimci-Şair –Yazar /Dünya Yazarlar ve Aydınlar Derneği Başkanı

            Cam kenarında oturuyor, zevkle izliyorum. Dalgalar, tekne ve irili ufaklı gemiler kıyı boyunca uzanan yemyeşil dağlara selam vermeden geçmiyor.

            Otobüste müzik, sohbet, anılar, şiir,  yolculardaki huzur ve mutlulukla bütünleşiyor.  Üniversite hocaları, şairler, ozanlar ve sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticileri unutulmaz bir yolculuğu birlikte yaşıyorlar.

            Başkanlığını yürüttüğüm, Dünya Yazarlar ve Aydınlar Derneği kurucu yönetim kurulu üyemiz ve başkan yardımcısı Prof.Dr. Celal Demir, 2008 yılından itibaren Çanakkale’de Ulusal ve Uluslararası programları birlikte yaptığımız ve dernek üyemiz Mustafa Berçin ile ilk uzun yolculuğumuz. Sempozyumu düzenleme ve yürütme kurulu Hacı Bektaşi Veli Kültür Derneği Başkanı dost Mustafa Özcivan, Benimde yönetiminde başkan yardımcısı olarak görev yaptığım, başkanım, ağabeyim, dostum ve hocam Dünya Söz Akademisi Başkanı Prof. Dr. Hayrettin İvgin ile birlikte Nail Tan, Mehmet Yardımcı, Âşık Necdet Kurt otobüsün ön kısmındayız ve sohbetlerimize ortak olarak yola devam ediyoruz. Âşıklar, Kenan Şahbudak, Kamber Nar ve Hacı Bektaşi Veli Kültür Derneği yönetim kurulu üyeleri de aramızdalar. Her gezi yazılarımda unuttuklarım olmakta, adını bu yazıya almadıklarım varsa hoşgörülerini istiyorum.

            Yolumuz uzun ama yolculuk harika geçiyor.

             Gitmek, kelimesiyle başladığımız yazımızın içerisini detaylandırdığımızda o kadar çok alana girmemiz gerekmektedir ki, güneşle bulutların, toprakla yağmurun buluşması gibi sıcak, sımsıcak bir vaktin bir haftayla sınırlı duygularını kelimelere teslim edeceğim.

           

***

            29 Mayıs 2016 Pazar günü sabahın erken saatlerinde başlayan Samsun – Tiflis yolculuğumuz Kara denizin muhteşem doğa ziyafetiyle sürüyor. İstediğimiz an mola veriyor, tertemiz havanın deniz destekli oksijenini büyük bir zevkle ciğerimize alıp veriyoruz. Dünyanın en güzel bölgelerinden biri olarak kabul edilen bölgede her bulunuşumun unutulmaz tadı ve lezzetini yeni baştan yaşıyorum. Eşsiz güzellikleri, doğa harikaları beni yeni baştan büyülü ve duygu dolu saatlere ulaştırıyor. Yeşil ve mavinin estetiği, müziği, sanatı ve zirvenin bir arada uyumlu oluşuna şahit olmak mutluluk veriyor.

            Sahil, yerleşim olarak sürekli birbirini tamamlıyor. Köyler, kasabalar, ilçeler ve iller, ara vermeden süslüyor. Akşam saatlerinde gümrükten geçiyor, komşu ülkenin Başkenti Tiflis’e gece yarısına doğru ulaşıyoruz.

            Komşu ülke Gürcistan’a ilk ziyaretim. Ama ülke ile ilgili az da olsa bilgi sahibiyim. Tiflis, Batum, Borçalı, Ahıska ilk hatırladıklarım. Yolculuk öncesi birçok alanda da bildiklerimi tazeliyorum.

            Ziyaretimiz ve programımıza başlamadan önce Kura nehri ile ilgili internetten tarama yapıyorum.

            Kaynağını Allahuekber dağlarından alan Kura nehrinin toplam uzunluğu 1515 km dolayındadır. Kura'nın Türkiye sınırları içindeki uzunluğu ise 189 km. kadardır. Çıldır gölünün kuzeyinde Gürcistan topraklarına giriyor. Azerbaycan sınırları içinde Aras nehri ile birleşerek Hazar Denizi’ne dökülüyor.

            Kura'nın kıyılarında Borjomi, Gori, Mtsheta, Tiflis, Rustavi, Mingeçevir, Yevlah, Sabirabad, Şirvan, Salyan gibi şehirler yer almaktadır. 

      30-31 Mayıs 2016 tarihlerinde 2 gün süren Türkiye - Gürcistan Bektaşî Kültürü ve Ozanlar Uluslararası Sempozyumu 30 Haziran 2016 Pazartesi günü saat 10.30 da açılış oturumu ile başlıyor.

Y. Müh. Mustafa Özcivan  (Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği Genel Başkanı), Prof.

Dr. Omari Tabusadze (Ukrayna-Gürcistan Beynelhalq Üniversitesi Rektörü), (Prof. Dr.) Hayrettin İvgin (Dünya Söz Akademisi Başkanı), Prof. Dr. Mahmut Allahmanlı (Azerbaycan Devlet Pedagoji Ü. Öğretim Üyesi), Mustafa Korkmaz  (TİKA Tiflis Program Koordinatörü), Zeki Levent Gümrükçü  (Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi) konuşmalarını yapıyorlar.

Aynı gün öğleden sonra oturumlar başlıyor. Sempozyuma; Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan, İran, Dağıstan Özerk Cumhuriyeti, Karaçay-Çerkes Özerk Cumhuriyeti, Kabartay-Balkar Özerk Cumhuriyeti gibi ülkelerden toplam 45 bilim adamı ve uzmanın bildirileriyle katıldığını öğreniyorum. Katılımcılar; UNESCO’nun 2016 yılında anılması kararı olanları, dünya büyüklerinin bazılarını, Borçalı âşıklarından bazılarını, Türkiye-Gürcistan kültür benzeşmelerini ve Gürcistan âşıkları vb. konuları ile ilgili bildirilerini sundular.

      Bilindiği üzere; “Toplumu yakından ilgilendiren herhangi bir konu ya da olay hakkında dinleyiciler karşısında farklı uzman kişilerin konu ya da olayla ilgili yaptığı seri konuşmaların bütününe” sempozyum denilmektedir. Sempozyumda yapılan değişik konuşmalar, konuyu bütünleyici niteliktedir. Burada tartışmadan çok sohbet havası vardır. Konuşmalardan sonra dinleyiciler soru sorabilirler.

            Sempozyumdaki amaç, konuyu tartışmak değil, konunun ilgili kişiler tarafından olumlu veya olumsuz yönlerinin ortaya konulup çözüme götürülmesidir. Sempozyumun sonucunda başkan konuyu özetleyerek çıkan sonucu dinleyicilere aktarır.” (http://sempozyum.nedir.com)

      Bildirilerin kitap haline getirileceğini Mustafa Özcivan açıklıyor. Kitabı düzenleme işini Prof. Dr. Celal Demir üstleniyor.

            Akşamları Tiflis Cadde ve sokaklarında yürüyüş yapıyoruz. Rahat, özgür ve tereddütsüz şehir gezimiz gerçekleşiyor. Kura (Kür) nehri bu şehre hayat veriyor.

***

            01 Haziran 2016 Çarşamba günü kahvaltı sonrası Borçalı bölgesine doğru hareket ediyoruz. Âşık Hüseyin Saraçlı’nın doğumunun 100.yıl jübilesi için Saraçlı Köyünde ve Marneuli ( Sarvan) şehrinde programa katılacağız.

            Yol boyunca köyler. Yemyeşil sebze ve meyve bahçeleri ortasında evler.

            Soğan ve patates tarlaları, meyveler, sebzeler, üzüm bağları. Büyük ve küçükbaş hayvanlar ve atlı çobanlar.  İmece usulü tarlalarda çalışan köylüler.

            Seyahatimiz boyunca bize bölge hakkında bilgi veren görevlimiz sürekli anlatıyor. İşte, Arıklı köyünü görüyorsunuz. Büyük köydür. Bu bölgede bir yılda üç mahsul almak mümkündür. Karapapak köyleri. Hasan Hocalı, Sayalıoğlu, Taşlıkcıllar, Koçlu, Emir Hasan köyleri. Her köyün ünlüleri var. Şairleri, yazarları ve âşıkları var.

            Hıran çayının üzerinde beş yüz yıldan artık yaşı olan bir köprüden geçiyoruz. Koçlu köyü sağ tarafta. Suların ağaçlarla muhabbeti ancak bu kadar olur.

            Borçalı bölgesinde köylerin tamamı tarım ile uğraşıyor.

            Saraçlı Köyü mezarlığına ulaştığımızda bizi bekleyenler var. Kabri başında ziyaret ediyor, dualar ediyor, köye geçiyoruz.

            Köyün tam ortasında Saraçlı’nın anıtı var. Köylüler toplanmışlar. Ev sahibi olarak hoş geldiniz yapıyor, köyde olmamızdan mutlu olduklarını ifade ediyorlar. Program gereği değişik yönleriyle Âşık Hüseyin Saraçlı anlatılıyor. İlk kez konu ile ilgili bilgi sahibi oluyor, Türkiye’de hakkında kitap yayınlanmadığını öğreniyorum. Konuşmam esnasında bu görevi üsleniyor, Celal Demir, Hayrettin İvgin ve Nail Tan hocaların desteğini alıyorum. Celal Demir hoca ile birlikte oğlu Âşık Ali Saraçlı’nın evini ziyaret ediyor, genel bilgiler alıyoruz. Türkiye’ye döner dönmez çalışmalara başlıyorum.

            Köyde hazır bulunan iki ülke âşıkları programı unutulmaz kılarken her yaştan köylülerle sohbet ediyorum. Anadolu’da bir köy ziyareti kadar rahat ve serin, gözlerim ufukların ardını görecek kadar engin. Vakit, söz ile bütünleşirken, güneş yeryüzünden öte, yüreğimize gülümsüyor.

            Programın ikinci bölümü için,  Borçalı bölgesinin merkezi olan Marneuli ( Sarvan) şehrine gidiyoruz. Öğle yemeği, konuşmalar, müzik ve folklor.  Şair ve yazar, Gürcistan Âşıklar Birliği Başkanı Derviş Osman Ahmedoğlu’nun sunumuyla, Gürcistan - Ukrayna Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mahmut Kamaloğlu’nun katkılarıyla dolu dolu bir program bizi mutlu ediyor. Şehri yönetenler, âşıklar, öğrenciler, akademisyenler, şairler ve yazarlar bir arada.

            Gürcistan’da devlet sanatçısı olarak kabul edilen tek Türk Âşık olarak hemen hemen tüm hayatı ve çalışmaları anlatılıyor. Öğrencilerden folklor ekipleri ve âşıklar programa katkı sağlıyor.

            1916- 1987 yılları arasında 71 yıl yaşayan Âşık Hüseyin Saraçlı doğumunun 100. Yıl Jübilesi üst seviyede tamamlanıyor.

 

            Borçalı’da âşıkların meclisinde

            Türküler dile geliyorken tellerde

            Birlikte olmanın huzuru dillerde

            Kardeş bayraklara rüzgâr oluyorum.

 

            Bölgede ziyaretlerde bulunan Dünya Karapapak Türkleri Birliği Kurucu Genel Başkanı Seyfullah Türksoy da aramıza katılıyor. Bir de konuşma yapıyor. Kısa süre de olsa görüşüyoruz. Bölge ile ilgili önemli bilgiler aktarıyor.

            Dönüş yolundayız. Borjomi’de otele yerleştiğimizde Karadeniz’i hatırlatan doğa güzelliğiyle günün tüm yorgunluğunu atıyoruz.

            Kura nehri buraya da hayat vermiş. Yemekten sonra Mustafa Özcivan, Hayrettin İvgin, Celal Demir, Mustafa Berçin, Necdet Kurt, Mehmet Yardımcı merkeze iniyor, su sesinin geceyi teslim aldığı anları paylaşıyor, yürüyüş yapıyoruz. Hemen her akşam nerede olursak olalım birlikte yürüdüğümüz bu ekiple, muhabbeti yol arkadaşlığıyla bütünleştiriyoruz.      

            Sabah ilk kez kuş sesiyle uyanıyorum. Yıllar var ki ben bu sohbete, bu seslere hasretim. Doğduğum köyde kalan güzellikler.

            Gözlerim kapalı dinliyorum. Sağa sola dahi dönmeden. Her ne konuşuyorlarsa konuşsunlar bana öylesine huzur veriyor ve mutlu ediyor ki bu benim için yeterlidir. İster akşamsefasını tazelesinler, ister şarkı söylesinler, isterse yeni bir günün programını yapsınlar. Bana ulaşan bu güzel seslerin sabahımı unutulmaz kıldığını ifade etmeliyim.

            Sabah kahvaltımızı uzun tutuyoruz. Balkon sefamızı Kura nehri ve yemyeşil dağlar destekliyor. Dumanlı dağlar ifadesini burada da kullanıyorum. Doğduğum mekânlardaki dağ köylüsüne götüren duygular ve görüntüler burada da yüreğime oturuyor. Yağmur sonrası tüm oluşumlar doğayla birlikte kendine merhaba diyor. Dakikalar süren resim çekimlerimiz. Tekli pozlar. İkili ve çoklu çekimleri izliyor.

            Özel çekim düşünen herkes Necdet Kurt’a yaklaşıyor. Elindeki cep telefonuyla âdete sörf yapan sanatçı dostum tüm talepleri karşılıyor.

***

            02 Haziran 2016 Perşembe günü sabah Borjomi’den Ahıska’ya doğru yola çıkıyoruz.

            Ahıska, Gürcistan sınırları içinde yer almaktadır. Türkiye sınırına 15 km. uzaklıktadır.

            Ahıska Kalesi’ndeyiz. Kaleden şehre uzun uzun bakıyorum. Ahıska Türklerinin 1944 sürgünü ile ilgili ne kadar bilgim varsa hepsini yeni baştan hatırlıyor ve yaşıyorum. Yazacak o kadar çok şey var ki. Gezi boyunca birlikte olduğum Hayrettin İvgin hocamla da duygularımı paylaşıyorum.

             Öğle yemeği sonrasında görevli arkadaşlara rica ederek otobüsle şehir merkezinde küçük bir tur atıyoruz.  Ahıska’dan üzgün ayrılıyorum.

            Akşam saatlerinde Batum’a ulaşıyoruz.

             Akşam yemeği sonrası kendimizi sahile bırakıyoruz. Karadeniz. Dalgalarıyla, kıyıya vuruşuyla, çıkardığı sesiyle o kadar tanıdık ve bizden ki her şey gülümsüyor. Çay ve Karadeniz ne kadar yakışıyor ve bütünleşiyor.

 

            Caddelerde ki tabelalar tanıdık. Oteller, lokantalar ve marka işyerleri… Türk işadamlarının Batum’da çok ciddi yatırımları olduğu öğreniyorum. Çok sayıda turistik tesislerin sahibi olmuşlar. Yine Gürcistan’ın dünyanın en güvenli 6. Ülkesi durumuna geldiği bilgisi hem şaşırtıyor, hem de mutlu ediyor. Rüşvet, yolsuzluk, mafya gibi her şeye son verilmiş. Yapılaşma izni verilirken doğanın korunmasına dikkat ediliyor. “AB adayı” olduğunu da öğreniyorum.

***

            3 Haziran 2016 Cuma günü sabah kahvaltısından sonra şehirde yürüyüşe çıkıyoruz. Tarihi doku, meydanlar görevlimiz tarafından en ince ayrıntılarıyla aktarılıyor.

            Şehrin merkezinde bulunan Orta Camiinde Cuma namazı öncesi, cemaatle sohbet ediyorum. Camiinin arka caddesinde çay ocağındaki ziyafet için teşekkürler, damak zevkimize uygun çay beni ve arkadaşları dinlendiriyor, rahatlatıyor.

            Botanik park gezilmeye değer önemli bir güzellik.

             Batum için bir gün yeterli değil. Ama dolu dolu güzel bir gün yaşıyoruz.

             Tiflis ve Batum modern şehirler. 

             Hayali bırakıyorum. Batum bütün gerçeği ile benimle birlikte. Tanıdık, bildik, gülümseyen harika bir şehirde bulunmanın mutluluğunu yaşıyorum. Gürcistan ziyaretimizde Batum’da finali yaşıyorum.

            Yarınları aydınlık görüyorum,

            Gözlerim şehir oluyor Batum’da. 

            Güneşi sabahında bekliyorum,

            Ötesi şairin mısralarında.

 

            Yazacak ve söyleyecek sözün çokluğuyla gümrükten geçiyor, kendimizi Karadeniz’e bırakıyoruz.

T.C. Başbakanlık Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanlığının desteğinde; Hacı Bektaşî Veli Kültür Derneği Başkanlığı ile Ukrayna–Gürcistan Uluslararası Eğitim Bilim Üniversitesinin birlikte düzenledikleri 30-31 Mayıs tarihlerinde yapılan “Türkiye Gürcistan Bektaşî Kültürü ve Ozanlar Sempozyumu” ve kültür gezimizi tamamlıyoruz.

Düzenleme ve yürütme kurulu;  Y. Müh. Mustafa Özcivan  (Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği Genel Başkanı), Prof. Dr. Omari Tabusadze (Ukrayna-Gürcistan Beynelhalq Üniversitesi Rektörü), (Prof. Dr.) Hayrettin İvgin (Dünya Söz Akademisi Başkanı), Prof.Dr. Mahmut Kamaloğlu (UGUEBÜ Rektör Yardımcısı), Mustafa Korkmaz (TİKA Tiflis Program Koordinatörü), hepinize çok teşekkür ediyorum. Son derece başarılı bir program ve kültür gezisini gerçekleştirdiniz.

TİKA Başkanı Dr. Serdar Çam Bey’e teşekkür ediyor, başarılı çalışmalarının devamını diliyorum.

Mustafa Özcivan Bey ve Hayrettin İvgin hocam, sağlığınız ve başarılarınız daim olsun. İyi ki davet ettiniz.

Gidişi ve dönüşü muhteşem bir yolculuğun huzuru ve rahatlığıyla, duygularım okuyucularıma ulaşıyor.

Karadeniz; gördüklerimiz, yaşadıklarımız ve aldığımız nefeslerin dalgalarla beslendiği,  nimetin serinliğinde yol alıyoruz. Karadeniz olmak için bölgeye ulaşmak yeterlidir. Yeşili, yeşilin tonlarını, şelaleleri, gölleri, akarsuları, dereleri, tarihi yerleri velhasıl mavinin ve yeşilin bütün tonlarını bir arada görmek mümkündür.

Doğanın tahrip olmadan, olduğu gibi kalması dileğiyle…

 

Dumanlı dağların gökyüzüyle buluşurken,
            Vuslatında dünya cennetine ulaşırım.
            Yüreğime hece hece aşkın dokunurken,
Sen, şiir olsan mısralarında ıslanırım.

            Sen, şiir olsan mısralarında ıslanırım.     Sen, şiir olsan mısralarında ıslanırım.

                                                                                              Sen, şiir olsan mısralarında ıslanırım.

            Osman BAŞ

 

             20.06.2016 /Ankara…

Yolculuğa başlamadan önce evde yapılan hazırlıklar vardır. Birkaç gün önceden en ince ayrıntıya kadar planlanır. Eksiksiz bir çalışma yol boyunca rahatlığınızı sağlar. Gün sayısına uygun bavul seçilir ve özenle hazırlanır. Kimlikler, dosyalar, okunacak kitaplar ve yurt dışı ise pasaport gibi ayrıntılar zevkle, şarkılar eşliğinde hazır hale getirilir.

Gitmek; bulunduğumuz yerden başka yerlere doğru yönelmek, geçmek, uçmak diye de tanımlayabiliriz.

Yol üzerine, yolcu üzerine, araç ve heybe üzerine yazılar ve şiirler yazılmış, şarkılar, türküler söylenmiştir.

Hal odur ki, seyahati seviyor iseniz, güzel günlere hazırsınız demektir.

Hayalini yitiren insan, dünya hayatının son demlerindedir diye düşünüyorum. Gerçeğin veya hayalin uzantıları rahatlatıyor, huzur veriyorsa devam etmek gerek. Ufukların ardı, bulunduğun sokak, bir alt cadde, karşı köy veya uzaktaki bir şehir, hatta yurt dışı da olabilir.

 Bilinenlere ve bilinmezlere doğru yurtdışına yaptığım yolculuk sonrası dinleniyor ve isteyerek tatlı bir akıntıyla yaşadıklarımı, gördüklerimi yazmaya çalışıyorum.

T.C.Başbakanlık Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanlığının desteğinde; Hacı Bektaşî Veli Kültür Derneği Başkanlığı ile Ukrayna–Gürcistan Uluslararası Eğitim–Bilim Üniversitesinin birlikte düzenledikleri 30-31 Mayıs 2016 tarihlerinde yapılan “Türkiye Gürcistan Bektaşî Kültürü ve Ozanlar Sempozyumu” Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te gerçekleştirildi.

Sempozyum ve sempozyum çerçevesinde yapılacak kültürel etkinlikler 28 Mayıs -04 Haziran 2016 tarihleri arasında oldu.

            “Hoca Ahmet Yesevî’de Türkçe Sevgisi” adlı bildiri ile katıldığım sempozyum için otobüs yolculuğumuz 28 Mayıs 2016 Cumartesi günü sabah 07.00 de Ankara’dan başladı.

            Hacı Bektaşî Veli Kültür Derneği Başkanı Mustafa Özcivan ve katılımcıları Hacıbektaş’tan alarak yola devam ediyoruz.

            İlk durağımız Tokat’ın Zile İlçesi, bizi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yardımcı ve Belediye yetkilileri karşılıyor. Öğle sonrası “Zile’nin Bektaşî Kültüründeki Yeri ve Önemi” Panelini belediyenin katkıları ile yapıyoruz. Zile kaymakamı da katılıyor bir de konuşma yapıyor. İlçe dışında olan belediye başkanı Lütfi Vidinel, güzel bir mesajla bize hoş geldiniz diyor.

            Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yardımcı Zile doğumludur. Zile kültürü ile ilgili çalışmaları başlı başına bir araştırma konusudur. Zile kültürü ile ilgili aradığınız her alanda çalışmaları vardır. Yardımcı, emekli öğretim üyesidir.

            Tokat’ta görev yaptığım yılları hatırlıyor, her ilçesine, kasabasına ve köyüne mutlaka yolumun düştüğünü birlikte olduğum yol arkadaşlarımla paylaşıyor, Zile ile ilgili birkaç anımı da aktarıyorum.

            Akşam Samsun’da kalıyoruz. Sabahın erken saatlerinde kısa bir yürüyüş yapmak ve etrafı incelemek için dışarı çıkıyorum. Kaldığımız otelden dahi görülecek kadar denize yakınız. Gece boyu yağan yağmurun tatlı serinliğinde kısa bir yürüyüşle önemli anılarımın olduğu ve küçük kardeşimin yaşadığı şehre gülümsüyorum.

            Ötesi Karadeniz. Tüm yönlerim deniz ve yeşilin tonları. Doyamadığımız güzelliklere yağmur da aralıksız eşlik ediyor. Yolculuğumuz boyunca bizimle birlikteliği sürüyor.

.                                                                                                                                                    .

            *Eğitimci-Şair –Yazar /Dünya Yazarlar ve Aydınlar Derneği Başkanı

            Cam kenarında oturuyor, zevkle izliyorum. Dalgalar, tekne ve irili ufaklı gemiler kıyı boyunca uzanan yemyeşil dağlara selam vermeden geçmiyor.

            Otobüste müzik, sohbet, anılar, şiir,  yolculardaki huzur ve mutlulukla bütünleşiyor.  Üniversite hocaları, şairler, ozanlar ve sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticileri unutulmaz bir yolculuğu birlikte yaşıyorlar.

            Başkanlığını yürüttüğüm, Dünya Yazarlar ve Aydınlar Derneği kurucu yönetim kurulu üyemiz ve başkan yardımcısı Prof.Dr. Celal Demir, 2008 yılından itibaren Çanakkale’de Ulusal ve Uluslararası programları birlikte yaptığımız ve dernek üyemiz Mustafa Berçin ile ilk uzun yolculuğumuz. Sempozyumu düzenleme ve yürütme kurulu Hacı Bektaşi Veli Kültür Derneği Başkanı dost Mustafa Özcivan, Benimde yönetiminde başkan yardımcısı olarak görev yaptığım, başkanım, ağabeyim, dostum ve hocam Dünya Söz Akademisi Başkanı Prof. Dr. Hayrettin İvgin ile birlikte Nail Tan, Mehmet Yardımcı, Âşık Necdet Kurt otobüsün ön kısmındayız ve sohbetlerimize ortak olarak yola devam ediyoruz. Âşıklar, Kenan Şahbudak, Kamber Nar ve Hacı Bektaşi Veli Kültür Derneği yönetim kurulu üyeleri de aramızdalar. Her gezi yazılarımda unuttuklarım olmakta, adını bu yazıya almadıklarım varsa hoşgörülerini istiyorum.

            Yolumuz uzun ama yolculuk harika geçiyor.

             Gitmek, kelimesiyle başladığımız yazımızın içerisini detaylandırdığımızda o kadar çok alana girmemiz gerekmektedir ki, güneşle bulutların, toprakla yağmurun buluşması gibi sıcak, sımsıcak bir vaktin bir haftayla sınırlı duygularını kelimelere teslim edeceğim.

           

***

            29 Mayıs 2016 Pazar günü sabahın erken saatlerinde başlayan Samsun – Tiflis yolculuğumuz Kara denizin muhteşem doğa ziyafetiyle sürüyor. İstediğimiz an mola veriyor, tertemiz havanın deniz destekli oksijenini büyük bir zevkle ciğerimize alıp veriyoruz. Dünyanın en güzel bölgelerinden biri olarak kabul edilen bölgede her bulunuşumun unutulmaz tadı ve lezzetini yeni baştan yaşıyorum. Eşsiz güzellikleri, doğa harikaları beni yeni baştan büyülü ve duygu dolu saatlere ulaştırıyor. Yeşil ve mavinin estetiği, müziği, sanatı ve zirvenin bir arada uyumlu oluşuna şahit olmak mutluluk veriyor.

            Sahil, yerleşim olarak sürekli birbirini tamamlıyor. Köyler, kasabalar, ilçeler ve iller, ara vermeden süslüyor. Akşam saatlerinde gümrükten geçiyor, komşu ülkenin Başkenti Tiflis’e gece yarısına doğru ulaşıyoruz.

            Komşu ülke Gürcistan’a ilk ziyaretim. Ama ülke ile ilgili az da olsa bilgi sahibiyim. Tiflis, Batum, Borçalı, Ahıska ilk hatırladıklarım. Yolculuk öncesi birçok alanda da bildiklerimi tazeliyorum.

            Ziyaretimiz ve programımıza başlamadan önce Kura nehri ile ilgili internetten tarama yapıyorum.

            Kaynağını Allahuekber dağlarından alan Kura nehrinin toplam uzunluğu 1515 km dolayındadır. Kura'nın Türkiye sınırları içindeki uzunluğu ise 189 km. kadardır. Çıldır gölünün kuzeyinde Gürcistan topraklarına giriyor. Azerbaycan sınırları içinde Aras nehri ile birleşerek Hazar Denizi’ne dökülüyor.

            Kura'nın kıyılarında Borjomi, Gori, Mtsheta, Tiflis, Rustavi, Mingeçevir, Yevlah, Sabirabad, Şirvan, Salyan gibi şehirler yer almaktadır. 

      30-31 Mayıs 2016 tarihlerinde 2 gün süren Türkiye - Gürcistan Bektaşî Kültürü ve Ozanlar Uluslararası Sempozyumu 30 Haziran 2016 Pazartesi günü saat 10.30 da açılış oturumu ile başlıyor.

Y. Müh. Mustafa Özcivan  (Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği Genel Başkanı), Prof.

Dr. Omari Tabusadze (Ukrayna-Gürcistan Beynelhalq Üniversitesi Rektörü), (Prof. Dr.) Hayrettin İvgin (Dünya Söz Akademisi Başkanı), Prof. Dr. Mahmut Allahmanlı (Azerbaycan Devlet Pedagoji Ü. Öğretim Üyesi), Mustafa Korkmaz  (TİKA Tiflis Program Koordinatörü), Zeki Levent Gümrükçü  (Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi) konuşmalarını yapıyorlar.

Aynı gün öğleden sonra oturumlar başlıyor. Sempozyuma; Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan, İran, Dağıstan Özerk Cumhuriyeti, Karaçay-Çerkes Özerk Cumhuriyeti, Kabartay-Balkar Özerk Cumhuriyeti gibi ülkelerden toplam 45 bilim adamı ve uzmanın bildirileriyle katıldığını öğreniyorum. Katılımcılar; UNESCO’nun 2016 yılında anılması kararı olanları, dünya büyüklerinin bazılarını, Borçalı âşıklarından bazılarını, Türkiye-Gürcistan kültür benzeşmelerini ve Gürcistan âşıkları vb. konuları ile ilgili bildirilerini sundular.

      Bilindiği üzere; “Toplumu yakından ilgilendiren herhangi bir konu ya da olay hakkında dinleyiciler karşısında farklı uzman kişilerin konu ya da olayla ilgili yaptığı seri konuşmaların bütününe” sempozyum denilmektedir. Sempozyumda yapılan değişik konuşmalar, konuyu bütünleyici niteliktedir. Burada tartışmadan çok sohbet havası vardır. Konuşmalardan sonra dinleyiciler soru sorabilirler.

            Sempozyumdaki amaç, konuyu tartışmak değil, konunun ilgili kişiler tarafından olumlu veya olumsuz yönlerinin ortaya konulup çözüme götürülmesidir. Sempozyumun sonucunda başkan konuyu özetleyerek çıkan sonucu dinleyicilere aktarır.” (http://sempozyum.nedir.com)

      Bildirilerin kitap haline getirileceğini Mustafa Özcivan açıklıyor. Kitabı düzenleme işini Prof. Dr. Celal Demir üstleniyor.

            Akşamları Tiflis Cadde ve sokaklarında yürüyüş yapıyoruz. Rahat, özgür ve tereddütsüz şehir gezimiz gerçekleşiyor. Kura (Kür) nehri bu şehre hayat veriyor.

***

            01 Haziran 2016 Çarşamba günü kahvaltı sonrası Borçalı bölgesine doğru hareket ediyoruz. Âşık Hüseyin Saraçlı’nın doğumunun 100.yıl jübilesi için Saraçlı Köyünde ve Marneuli ( Sarvan) şehrinde programa katılacağız.

            Yol boyunca köyler. Yemyeşil sebze ve meyve bahçeleri ortasında evler.

            Soğan ve patates tarlaları, meyveler, sebzeler, üzüm bağları. Büyük ve küçükbaş hayvanlar ve atlı çobanlar.  İmece usulü tarlalarda çalışan köylüler.

            Seyahatimiz boyunca bize bölge hakkında bilgi veren görevlimiz sürekli anlatıyor. İşte, Arıklı köyünü görüyorsunuz. Büyük köydür. Bu bölgede bir yılda üç mahsul almak mümkündür. Karapapak köyleri. Hasan Hocalı, Sayalıoğlu, Taşlıkcıllar, Koçlu, Emir Hasan köyleri. Her köyün ünlüleri var. Şairleri, yazarları ve âşıkları var.

            Hıran çayının üzerinde beş yüz yıldan artık yaşı olan bir köprüden geçiyoruz. Koçlu köyü sağ tarafta. Suların ağaçlarla muhabbeti ancak bu kadar olur.

            Borçalı bölgesinde köylerin tamamı tarım ile uğraşıyor.

            Saraçlı Köyü mezarlığına ulaştığımızda bizi bekleyenler var. Kabri başında ziyaret ediyor, dualar ediyor, köye geçiyoruz.

            Köyün tam ortasında Saraçlı’nın anıtı var. Köylüler toplanmışlar. Ev sahibi olarak hoş geldiniz yapıyor, köyde olmamızdan mutlu olduklarını ifade ediyorlar. Program gereği değişik yönleriyle Âşık Hüseyin Saraçlı anlatılıyor. İlk kez konu ile ilgili bilgi sahibi oluyor, Türkiye’de hakkında kitap yayınlanmadığını öğreniyorum. Konuşmam esnasında bu görevi üsleniyor, Celal Demir, Hayrettin İvgin ve Nail Tan hocaların desteğini alıyorum. Celal Demir hoca ile birlikte oğlu Âşık Ali Saraçlı’nın evini ziyaret ediyor, genel bilgiler alıyoruz. Türkiye’ye döner dönmez çalışmalara başlıyorum.

            Köyde hazır bulunan iki ülke âşıkları programı unutulmaz kılarken her yaştan köylülerle sohbet ediyorum. Anadolu’da bir köy ziyareti kadar rahat ve serin, gözlerim ufukların ardını görecek kadar engin. Vakit, söz ile bütünleşirken, güneş yeryüzünden öte, yüreğimize gülümsüyor.

            Programın ikinci bölümü için,  Borçalı bölgesinin merkezi olan Marneuli ( Sarvan) şehrine gidiyoruz. Öğle yemeği, konuşmalar, müzik ve folklor.  Şair ve yazar, Gürcistan Âşıklar Birliği Başkanı Derviş Osman Ahmedoğlu’nun sunumuyla, Gürcistan - Ukrayna Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mahmut Kamaloğlu’nun katkılarıyla dolu dolu bir program bizi mutlu ediyor. Şehri yönetenler, âşıklar, öğrenciler, akademisyenler, şairler ve yazarlar bir arada.

            Gürcistan’da devlet sanatçısı olarak kabul edilen tek Türk Âşık olarak hemen hemen tüm hayatı ve çalışmaları anlatılıyor. Öğrencilerden folklor ekipleri ve âşıklar programa katkı sağlıyor.

            1916- 1987 yılları arasında 71 yıl yaşayan Âşık Hüseyin Saraçlı doğumunun 100. Yıl Jübilesi üst seviyede tamamlanıyor.

 

            Borçalı’da âşıkların meclisinde

            Türküler dile geliyorken tellerde

            Birlikte olmanın huzuru dillerde

            Kardeş bayraklara rüzgâr oluyorum.

 

            Bölgede ziyaretlerde bulunan Dünya Karapapak Türkleri Birliği Kurucu Genel Başkanı Seyfullah Türksoy da aramıza katılıyor. Bir de konuşma yapıyor. Kısa süre de olsa görüşüyoruz. Bölge ile ilgili önemli bilgiler aktarıyor.

            Dönüş yolundayız. Borjomi’de otele yerleştiğimizde Karadeniz’i hatırlatan doğa güzelliğiyle günün tüm yorgunluğunu atıyoruz.

            Kura nehri buraya da hayat vermiş. Yemekten sonra Mustafa Özcivan, Hayrettin İvgin, Celal Demir, Mustafa Berçin, Necdet Kurt, Mehmet Yardımcı merkeze iniyor, su sesinin geceyi teslim aldığı anları paylaşıyor, yürüyüş yapıyoruz. Hemen her akşam nerede olursak olalım birlikte yürüdüğümüz bu ekiple, muhabbeti yol arkadaşlığıyla bütünleştiriyoruz.      

            Sabah ilk kez kuş sesiyle uyanıyorum. Yıllar var ki ben bu sohbete, bu seslere hasretim. Doğduğum köyde kalan güzellikler.

            Gözlerim kapalı dinliyorum. Sağa sola dahi dönmeden. Her ne konuşuyorlarsa konuşsunlar bana öylesine huzur veriyor ve mutlu ediyor ki bu benim için yeterlidir. İster akşamsefasını tazelesinler, ister şarkı söylesinler, isterse yeni bir günün programını yapsınlar. Bana ulaşan bu güzel seslerin sabahımı unutulmaz kıldığını ifade etmeliyim.

            Sabah kahvaltımızı uzun tutuyoruz. Balkon sefamızı Kura nehri ve yemyeşil dağlar destekliyor. Dumanlı dağlar ifadesini burada da kullanıyorum. Doğduğum mekânlardaki dağ köylüsüne götüren duygular ve görüntüler burada da yüreğime oturuyor. Yağmur sonrası tüm oluşumlar doğayla birlikte kendine merhaba diyor. Dakikalar süren resim çekimlerimiz. Tekli pozlar. İkili ve çoklu çekimleri izliyor.

            Özel çekim düşünen herkes Necdet Kurt’a yaklaşıyor. Elindeki cep telefonuyla âdete sörf yapan sanatçı dostum tüm talepleri karşılıyor.

***

            02 Haziran 2016 Perşembe günü sabah Borjomi’den Ahıska’ya doğru yola çıkıyoruz.

            Ahıska, Gürcistan sınırları içinde yer almaktadır. Türkiye sınırına 15 km. uzaklıktadır.

            Ahıska Kalesi’ndeyiz. Kaleden şehre uzun uzun bakıyorum. Ahıska Türklerinin 1944 sürgünü ile ilgili ne kadar bilgim varsa hepsini yeni baştan hatırlıyor ve yaşıyorum. Yazacak o kadar çok şey var ki. Gezi boyunca birlikte olduğum Hayrettin İvgin hocamla da duygularımı paylaşıyorum.

             Öğle yemeği sonrasında görevli arkadaşlara rica ederek otobüsle şehir merkezinde küçük bir tur atıyoruz.  Ahıska’dan üzgün ayrılıyorum.

            Akşam saatlerinde Batum’a ulaşıyoruz.

             Akşam yemeği sonrası kendimizi sahile bırakıyoruz. Karadeniz. Dalgalarıyla, kıyıya vuruşuyla, çıkardığı sesiyle o kadar tanıdık ve bizden ki her şey gülümsüyor. Çay ve Karadeniz ne kadar yakışıyor ve bütünleşiyor.

 

            Caddelerde ki tabelalar tanıdık. Oteller, lokantalar ve marka işyerleri… Türk işadamlarının Batum’da çok ciddi yatırımları olduğu öğreniyorum. Çok sayıda turistik tesislerin sahibi olmuşlar. Yine Gürcistan’ın dünyanın en güvenli 6. Ülkesi durumuna geldiği bilgisi hem şaşırtıyor, hem de mutlu ediyor. Rüşvet, yolsuzluk, mafya gibi her şeye son verilmiş. Yapılaşma izni verilirken doğanın korunmasına dikkat ediliyor. “AB adayı” olduğunu da öğreniyorum.

***

            3 Haziran 2016 Cuma günü sabah kahvaltısından sonra şehirde yürüyüşe çıkıyoruz. Tarihi doku, meydanlar görevlimiz tarafından en ince ayrıntılarıyla aktarılıyor.

            Şehrin merkezinde bulunan Orta Camiinde Cuma namazı öncesi, cemaatle sohbet ediyorum. Camiinin arka caddesinde çay ocağındaki ziyafet için teşekkürler, damak zevkimize uygun çay beni ve arkadaşları dinlendiriyor, rahatlatıyor.

            Botanik park gezilmeye değer önemli bir güzellik.

             Batum için bir gün yeterli değil. Ama dolu dolu güzel bir gün yaşıyoruz.

             Tiflis ve Batum modern şehirler. 

             Hayali bırakıyorum. Batum bütün gerçeği ile benimle birlikte. Tanıdık, bildik, gülümseyen harika bir şehirde bulunmanın mutluluğunu yaşıyorum. Gürcistan ziyaretimizde Batum’da finali yaşıyorum.

            Yarınları aydınlık görüyorum,

            Gözlerim şehir oluyor Batum’da. 

            Güneşi sabahında bekliyorum,

            Ötesi şairin mısralarında.

 

            Yazacak ve söyleyecek sözün çokluğuyla gümrükten geçiyor, kendimizi Karadeniz’e bırakıyoruz.

T.C. Başbakanlık Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanlığının desteğinde; Hacı Bektaşî Veli Kültür Derneği Başkanlığı ile Ukrayna–Gürcistan Uluslararası Eğitim Bilim Üniversitesinin birlikte düzenledikleri 30-31 Mayıs tarihlerinde yapılan “Türkiye Gürcistan Bektaşî Kültürü ve Ozanlar Sempozyumu” ve kültür gezimizi tamamlıyoruz.

Düzenleme ve yürütme kurulu;  Y. Müh. Mustafa Özcivan  (Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği Genel Başkanı), Prof. Dr. Omari Tabusadze (Ukrayna-Gürcistan Beynelhalq Üniversitesi Rektörü), (Prof. Dr.) Hayrettin İvgin (Dünya Söz Akademisi Başkanı), Prof.Dr. Mahmut Kamaloğlu (UGUEBÜ Rektör Yardımcısı), Mustafa Korkmaz (TİKA Tiflis Program Koordinatörü), hepinize çok teşekkür ediyorum. Son derece başarılı bir program ve kültür gezisini gerçekleştirdiniz.

TİKA Başkanı Dr. Serdar Çam Bey’e teşekkür ediyor, başarılı çalışmalarının devamını diliyorum.

Mustafa Özcivan Bey ve Hayrettin İvgin hocam, sağlığınız ve başarılarınız daim olsun. İyi ki davet ettiniz.

Gidişi ve dönüşü muhteşem bir yolculuğun huzuru ve rahatlığıyla, duygularım okuyucularıma ulaşıyor.

Karadeniz; gördüklerimiz, yaşadıklarımız ve aldığımız nefeslerin dalgalarla beslendiği,  nimetin serinliğinde yol alıyoruz. Karadeniz olmak için bölgeye ulaşmak yeterlidir. Yeşili, yeşilin tonlarını, şelaleleri, gölleri, akarsuları, dereleri, tarihi yerleri velhasıl mavinin ve yeşilin bütün tonlarını bir arada görmek mümkündür.

Doğanın tahrip olmadan, olduğu gibi kalması dileğiyle…

 

Dumanlı dağların gökyüzüyle buluşurken,
            Vuslatında dünya cennetine ulaşırım.
            Yüreğime hece hece aşkın dokunurken,
Sen, şiir olsan mısralarında ıslanırım.

            Sen, şiir olsan mısralarında ıslanırım.     Sen, şiir olsan mısralarında ıslanırım.

                                                                                              Sen, şiir olsan mısralarında ıslanırım.

            Osman BAŞ

 

             20.06.2016 /Ankara…


Bu haber 1608 defa okundu.
Etiketler: TÜRKİYE - GÜRCİSTAN BEKTAŞÎ KÜLTÜRÜ VE OZANLAR SEMPOZYUMU


Bu Yazarın Diğer Yazıları

TOKAT BELEDİYESİ KİTAP GÜNLERİ

31 Ekim- 08 Kasım 2017 tarihlerinde Tokat Belediyesi Kitap günleri yapılıyor. Kasım 1994 yılından Eylül 2011 yılları arasında görev yaptığım


Pazartesi, Kas.06.2017 - 23:44

TÜRK DÜNYASI ŞAİRLERİ TÜRKİSTAN’DA BULUŞTU

TÜRK DÜNYASI ŞAİRLERİ TÜRKİSTAN’DA BULUŞTU 25-26 Ağustos 2017 tarihlerinde Türk Dünyası Kültür Başkenti Türkistan’da (Kazakistan) Molla Penah Vagif’in doğumunun 300.


Perşembe, Eyl.07.2017 - 22:23

TÜRK DÜNYASI ŞAİRLERİ TÜRKİSTAN’DA BULUŞTU

TÜRK DÜNYASI ŞAİRLERİ TÜRKİSTAN’DA BULUŞTU 25-26 Ağustos 2017 tarihlerinde Türk Dünyası Kültür Başkenti Türkistan’da (Kazakistan) Molla Penah Vagif’in doğumunun 300.


Perşembe, Eyl.07.2017 - 22:22

KELKİT GÖZYAŞI DÖKÜYOR (2)

Altı yaşındayım. Köyde oyun oynadığım ve günün büyük bir bölümünü birlikte geçirdiğim arkadaşlarım okula başlayınca yalnız kaldım. Birkaç gün sonra


Pazar, Ağu.20.2017 - 14:25

KELKİT GÖZYAŞI DÖKÜYOR

KELKİT GÖZYAŞI DÖKÜYOR Düz arazinin tam ortasında akıyor, rahat ve yatağına uyumlu, huzurlu yılları deviriyordu. Deniz seviyesi ile iki yüz


Pazartesi, Ağu.14.2017 - 16:04

TOKAT’TA GÜZEL GÜNLER…


Cumartesi, Haz.24.2017 - 11:19

MÜBAREK GÜNLERDE DUYGUSAL ANLAR

Gecenin sessizliği beni kendisine alıp istediği yöne götürdüğü anlardayım. Vakit gecenin bütün yükünü ve sorumluluğunu üzerime salmış, yoluna devam ediyor.


Pazartesi, Haz.12.2017 - 23:30

HAYATI BAYRAMLAŞTIRMAK…

HAYATI BAYRAMLAŞTIRMAK…                                                                                                           Osman Baş             Kadir gecesinde Tokat’ta olmak niyetiyle yoldayız. Ankara-Tokat arasında her bayram öncesindeki trafik


Perşembe, Tem.14.2016 - 13:51

RÜYALARIM ÇİÇEK AÇTI

RÜYALARIM ÇİÇEK AÇTI    Osman BAŞ Gün ağarmaya başlamış, yıldızlar gökyüzünden kaybolmadan önce son görüntüleriyle güneşe gülümsüyorlar.             Birkaç dakika


Perşembe, Nis.14.2016 - 11:41

Yorum Yap
Güvenlik Resmi Resmi Yenile

Yorumlar
Yorum yapılmamıştır.

Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.
Facebook ile Yorum Yap

Haber, Haberler

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.Buradasınız: Türkiye'nin En Kapsamlı Haber Portali: ERBAA GAZETESİ - Tükiye'nin en kapsamli haber portali: http://erbaagazetesi.com/

Bu site Turkishost haber yazılım paketini kullanmaktadır.