Buket Çiçekçilik Erbaa

GAZETELER

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

EN ÇOK OKUNANLAR

  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY

ANKET

  • Yeni Açılmış Olan Haber Sitemizi Nasıl Buldunuz?

AHISKA TÜRKLERİ “Allahverdi Piriyev Muallimi dinlerken”

Perşembe, Haz.09.2016 - 12:30
PAYLAŞ :
 |  Karakter Boyutu : A- A+





AHISKA TÜRKLERİ


 “Allahverdi Piriyev Muallimi dinlerken”


                                                                                                                  Osman BAŞ


 


                                                                                                                                                      


              Ağustos ortasının saniyeleri altın ayarlı bir günün, güneş sonrası saatlerinde sahilin akıntısına kapılmış, rüzgârca yürüyorum. Onca kalabalığı, Hazar’ın güzelliğini, yüreğimin derinliklerine saldım, ötelere akıyorum. Ötelerin ötesine... Ötelerin ötesi uykusuz geceler getirecek bana. Türk dünyasının bir noktasında toplu iğne kadar bir şeyler olsa, günlerle gecelerimi birleştirecek.


               Bakü’de, Porto fino masalarından oturduğum mahalleye giden insanlara akıyor, neler oluyor bana dediğimde sahile bakıyor gözlerim. Bilirim yapraklar savrulur kendince, şarkılar kendini ağıra


satar, türkülere ulaşmanın zorluğunu tam yaşayacakken, vadilerinden Kelkit’e uzanırsın kendince, bir Emriye nineye laf atar, bir Anağız’la sohbet koyulaşır.


               Bir sarı mevsim oturur, Bakü semalarına ağustos ortasında. Bulutlara sitem makamında


mahnılar söyler. Doludizgin terlemiş bir tenin ağırlığında, Ya Rab bu ne güzel şehir der, bu şehirde olmanın mutluluğunu yaşarken. Kapatıyorum gözlerimi. Kendimi dinlemek istiyorum. Masam çok kalabalık... Bugün aldığım doktora nedeniyle tebrikler uzadıkça uzuyor. Uzadıkça küçülüyor, terliyor, duygulanıyor, her şeyi gözlerime havale ediyorum. Dost ve arkadaşlar kutluyor, ben omuzlarıma oturan bir büyük davanın yarınlara uzanan ağırlığını hissediyorum. Biliyorum sonbahar bu şehre de gelecek. Toprakta yetişen her şeyin hasat vakti tamamdır. Ya geç kalanlar... Ya hasadı olmayanlar?...


                 Biliyor musun ağustos ortasında Bakü’de çayı yudumlarken seni aradım Hüseyin dede. Seni özledim. İstedim ki yanımda olasın. İstedim ki bugün olanları benimle beraber yaşadıktan sonra bana sahip çıkasın. Kendimi böylesine mutluluk gözyaşlarına bırakmazdım. Seksen küsur yaşın birikimleriyle sen tutardın beni. “Gözlerini kapat oğul. Kendini dinle. Yüreğini avuçlarına al. Dakikalarca kal öyle. Sonra sessizce git elini yüzünü yıka. Gözlerin açık etrafı dinle. Oturduğun


yerden kalktığında yürüyeceğin yolları incele. Yavaş oğul. Usul usul... Acele yok. Telaş yok.” kulaklarıma fısıldıyor gibisin. Hissediyorum. Duyuyorum sanki... Sen değil miydin daha lise


yıllarımda “Türkiye dışında da Türkler var .” diye saatlerce anlatan. Durmadan Kars’ta tamamladığın askerlik günlerini anlatıp dururdun. “Gün bugün oğul... Sen o dünyayı kucakladın artık. O dünyanın sevdalarını yakaladın. Bana ihtiyaç yok. Sen kardeşlerinin yanında, dostlarının masasındasın...”


Şimdi sus Hüseyin dede. Söylediklerini bilirim. Düşünürüm. Lakin yüreğimde bir şeyler oluyor. Kalbe giden bütün damarlar yoldan çıktı, tutamıyorum kendimi. Yangınlar oluştu yüreğimde, önce yanıyor, yanıyor, yanıyorum... Sonra kar yağıyor yüreğime ağustos ortasında...


              Bunca yıl sonra, kırk yaş ötesinde taşırım bunca yükü. Dört yanım toz duman olsa da, uğrunda ölmeği hiç saydığım gül vursa da... Bakü mahnılarına Anadolu ağıtları karışsa da taşırım. Bu benim dünyam. Bu benim yarınım. Ağcabedi Kaçkınlar Kampında bir Karabağ şehidinin oğlu kadar sağlam yüreğim. Deveci yamaçlarında bir koyun çobanı kadar dik başım. Guba dağlarında Ali dedenin yalnızlığa meydan okuyan yanık mahnıları kadar ses vereceğim artık.


                Ey benim çocukluğum! Kelkit’e tutkunluğum... Şu anda Hazar üç yüz metre ötede Natavan’ın Heykeli’nin yanında havuz bağlarına doğru yürüyorum. Biraz sonra havuz başında oturup, Targov’daki insan seline kapılacağım. Eczacı Sait Bey’e selam verecek, Kasetçi Emin’den yeni kasetleri öğrenecek, Star Restoranda lahmacun yiyeceğim. Biliyorum biraz sonra gün boyu yanımdan ayrılmayan Ahıska Türkleri’nin aksakalı Allahverdi Piriyev Muallimle gece boyunca yetmiş yılın tahlilini yapacağız. Ahıska Türkleri’nin destanlaşan ve bugün de devam eden sürgün hikâyesini


dinleyeceğim. Çam kokulu, ana kucağı kadar sıcak vatan toprağından sürgün edilen, Sovyetlerin dört bucağına bilinçli dağıtılan ve yok edilmek istenen insanların dramını dinleyeceğim. Pembe panjurlu villalarda yaşayan sözüm ona dünyanın efendilerinin saltanatlarındaki perdeleri aralayacağım kendimce. Renklerin karışımından oluşan tabloların karmaşıklığında nağme adamın (Adil Mirseyid) fırçasına ulaşıp Türk dünyası sevdalılarından Elçin İsgenderzade’nin yüreğine merhaba diyecek, tarihin derinliklerinden bugüne akacağım delice.


            Oturduğum masadan kalkarken lahmacunları yapan ustaya teşekkür ederek lokantadan ayrılıyorum. Hava hala sıcak… Serin vadilerin türkülerine konu olmuş Hümâ kuşum uzaklarda kaldı. Dumanlı dağların sisi, çisesi, rüzgârı terk etmiş bu şehri. Bir ceylan sekişince koşmak istiyor canım. Beynim hâlâ jimnastik yapmaya hazır değil... İçimde ne varsa dışarı ata bilsem çocukçarahatlayacağım ya da alabildiğince gözlerimi boşaltabilsem. Vücudumu alt üst eden, ne kadar su varsa gözlerden dışarı salsam eve gitmeye hazır hissedeceğim kendimi.


           (Baş,2016,Necesen Yahşısan mı,Akçağ, sayfa:60,61)


***


Artık gecenin ayak sesleri geliyor.  Sevil Piriyeva ve babası Allahverdi Piriyev muallim geçici ikamet ettiğim eve teşrif ediyorlar. Sevil Hanım’ın yaptığı çayı yudumlarken yayınlanmak üzere hazır olan Türk Dünyası ve Ata Yurdum Ahıska kitabının içeriğini dinliyorum. Her şeye hazırım. Biliyorum, gündüz bir türlü bırakamadığım gözyaşlarım sabırsızlanıyor. Sevil Hanım ayrıldıktan sonra yatağımı Allahverdi Muallim’e veriyor, kanepeye uzanıyorum. Işıkları söndürüyorum. Nefes alışverişlerimizi dinliyorum.


Gözlerim kapalı. Dinlemeye hazırım. Allahverdi muallim başlıyor.


Dokuz yaşındaydım. Türkiye’nin doğu sınırına çok yakın bir bölgede yaşıyorduk. Ahıska’da. 122


köy ve şehirleri olan bölgenin adı Ahıska. Kalabalık bir hanemiz vardı. Toprakta çalıyor, geçimimizi sağlıyorduk. Ben hayvanları otlatıyordum. Mutluyduk. Köyümüzde yaşamaktan başka kimseden bir şey istemiyorduk.


Bir gece yarısı Rus askerleri köyü sardılar ve evlerde arama tarama yaptılar. Herkesi köy ortasında toplayıp, köyü terk edeceğimizi söylediler. Evlerimizden hiçbir şey alamadan köyden ayırdılar. Sonra trene bindirdiler, nereye gittiğimizi bilmeden günlerce yol aldık. Mevsim kış idi. Demir vagonlarda soğuktan donuyorduk. Vagonda tuvalet yoktu. Küçücük vagon insan doluydu. Yaşlılar, gençler, gelinler, çocuklar vardı. İhtiyacımızı aynı vagona yapıyor, herkes sırtını dönüyordu. Sonra atam bir baltayla vagonun demirini kesip tuvalet ihtiyacı için delik açtı. Açtı ama bu sefer vagon buz tuttu. Hepimiz titremeye başladık. Vagondan soğuğa dayanamayanlar ölmeye başladılar. Askerler içeri girip ölüleri pencereden dışarı atıyorlardı. Hepimiz çok korkuyorduk.


 Saatlere sığmayan ve ifade etmeye yetersiz kalan kelimeler. Zamanın varlığından bîhaberim. Uzandığım kanepede iki büklüm yatıyorum. Bir devre mühür vuran Ahıska Türklerinin sürgün hikayesini dinliyorum. Ya da dinlediğimi sanıyorum. Günün derinliğinde, tarihin eteğinde ne kadar yaş varsa, bu akşam okuduklarımla dinlediklerimi birleştiriyor hepsini gözlerime havale ediyorum.


 Ahıska’nın aksakalı anlatıyor, ben ağlıyorum.


            Sonunda bizim aile Sibirya’ya ulaştı. Sonra Kazakistan’a geldik. Şu anda iki kızım üç oğlum Kazakistan’da yaşıyor. Ruslar bir şeyin hesabını yapmadılar. Yapamadılar. Türk’ü tanımadıkları için yaptıklarının bir tarafı daima açık kaldı.


Bizi burada yaşayacaksınız diye kış ortasında trenden attıklarında yiyecek ve giyecek olarak hiçbir şey vermediler. İstediler ki açlıktan veya soğuktan ölelim. Birçoğumuz yolda öldü. Kalanlarımızı bıraktıkları yerlerde Kazak, Türkmen, Özbek Türk kardeşlerimiz yaşıyordu. Sürgün coğrafyasının her köşesinde bize gizli gizli yemek verdiler. Elbise verdiler. Yerleşene ve düzenimizi kurana kadar yardım etiler.


Gözyaşlarımın sınırlarını ihlal ettiği anlardayım. Vakit gecenin neresindedir, ben ne zaman uyudum. Aksakalım ne kadar anlattı bilmiyorum. Uyandığımda, yatağı düzeltmiş oturuyordu. Uyandığımı görünce gülümsedi.


Geceyi hiç konuşmadık. Konuşamadık. Biliyorum ki hiç uyumadı. Uyuduysa da birkaç saat... Yetmiş altı yaşın onca yükünü bir geceye saldı. Hepsini bir geceye sığdırmak istedi. Rahatladı.


Kahvaltı için evden çıkarken koluma girip;


            Yaz oğul, bunları yaz. Bunları Türkiye’de yaşayan Türk gardaşlarımız bilsinler. dedi. Sonra gülümsedi.


Türk dünyasının parlayan yıldızı Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de bir aksakalla yürüyorum. Oğlum, Oğuzhan’a yazdığı şiiri ve uçak bagaj kontrollerinde beni sıkıntıya sokacağından habersiz hediyeyi uzatıyor. Bir zamanlar oturduğum mahallemdeki Bakü tren garından Haçmaz’a uğurladığım aksakalın ellerinden öpüyor ve hayır duasını alıyorum. Yazacağım. Hepsini yazacağım. Hayatını anlatacağın kaseti de dinleyip yüreğini yüreğimle karıştırıp yazacağım.


Bakü’de doyamadığım taze bir güne daha başlıyorum.


Gün öğleye yol alıyor,


Ben Şehitlik Camisi’ne... 16 Ağustos 2003 / Bakü


Not: Ahıska, Gürcistan sınırları içerisinde yer alan, Türkiye sınırına 15 km. uzaklıkta olan, Dede Korkut hikâyelerinde geçen eski bir Oğuz beldesidir. (Yurdudur)


  • 28 Mayıs-4 Haziran 2016 tarihlerinde Gürcistan seyahatimde AHISKA merkez ve çevreyi görme imkânım oldu.

  • 31 Mayıs 2016 tarihinde Kazakistan’ın Çimkent ilinde Allahverdi Piriyev vefat etti. Allah rahmet eylesin. Mekânı Cennet olsun.

     


 





Bu haber 632 defa okundu.

Benzer Haberler

Erbaa Cumhuriyet Meydanına yer altı çöp konteyneri

Erbaa Cumhuriyet Meydanına yer altı çöp konteyneri

Erbaa Belediyesi Cumhuriyet Meydanına yer altı çöp konteyneri yerleştirme çalışmalarına başladı.


Cuma, Ağu.18.2017 - 17:20

TESKOMB'dan Esnafı Rahatlatan Yapılandırma

TESKOMB'dan Esnafı  Rahatlatan Yapılandırma Erbaa Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı Mustafa Narman yaptığı açıklamada, hali hazırda idari takipte ve icrada olan kooperatif ortaklarımızın temerrüt faizlerinin silineceğini duyurdu "

Perşembe, Ağu.10.2017 - 17:43

Erbaa’ya oto galericiler sitesi

Erbaa’ya oto galericiler sitesi Erbaa Belediyesi tarafından yapılması planlanan oto galericiler sitesinin proje hazırlıkları tamamlandı.

Çarşamba, Ağu.02.2017 - 15:00

Erbaa’ya oto galericiler sitesi

Erbaa’ya oto galericiler sitesi Erbaa Belediyesi tarafından yapılması planlanan oto galericiler sitesinin proje hazırlıkları tamamlandı.

Çarşamba, Ağu.02.2017 - 14:59

Bu Yazarın Diğer Yazıları

KELKİT GÖZYAŞI DÖKÜYOR

KELKİT GÖZYAŞI DÖKÜYOR Düz arazinin tam ortasında akıyor, rahat ve yatağına uyumlu, huzurlu yılları deviriyordu. Deniz seviyesi ile iki yüz


Pazartesi, Ağu.14.2017 - 16:04

TOKAT’TA GÜZEL GÜNLER…


Cumartesi, Haz.24.2017 - 11:19

MÜBAREK GÜNLERDE DUYGUSAL ANLAR

Gecenin sessizliği beni kendisine alıp istediği yöne götürdüğü anlardayım. Vakit gecenin bütün yükünü ve sorumluluğunu üzerime salmış, yoluna devam ediyor.


Pazartesi, Haz.12.2017 - 23:30

TÜRKİYE - GÜRCİSTAN BEKTAŞÎ KÜLTÜRÜ VE OZANLAR SEMPOZYUMU

Yolculuğa başlamadan önce evde yapılan hazırlıklar vardır. Birkaç gün önceden en ince ayrıntıya kadar planlanır. Eksiksiz bir çalışma yol boyunca


Perşembe, Tem.14.2016 - 13:53

HAYATI BAYRAMLAŞTIRMAK…

HAYATI BAYRAMLAŞTIRMAK…                                                                                                           Osman Baş             Kadir gecesinde Tokat’ta olmak niyetiyle yoldayız. Ankara-Tokat arasında her bayram öncesindeki trafik


Perşembe, Tem.14.2016 - 13:51

RÜYALARIM ÇİÇEK AÇTI

RÜYALARIM ÇİÇEK AÇTI    Osman BAŞ Gün ağarmaya başlamış, yıldızlar gökyüzünden kaybolmadan önce son görüntüleriyle güneşe gülümsüyorlar.             Birkaç dakika


Perşembe, Nis.14.2016 - 11:41

ZAMANIN RUHUYLA SÖYLEŞİ

Kazakistan El Farabi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Galımkayır Mutanov'un TÜRKSOY ziyareti ve şiir kitabının tanıtım toplantısına Dünya Yazarlar ve Aydınlar


Perşembe, Nis.14.2016 - 11:18

VAKİT VUSLAT DİYOR…

VAKİT VUSLAT DİYOR… Yazmanın bütün artılarını ve eksilerini bilen bozkırın yalnız adamı kendi sessizliğinde gece ve gündüzü bütünleştirip yoluna devam


Pazartesi, Şub.29.2016 - 13:56

VAKİT VUSLAT DİYOR…

VAKİT VUSLAT DİYOR… Yazmanın bütün artılarını ve eksilerini bilen bozkırın yalnız adamı kendi sessizliğinde gece ve gündüzü bütünleştirip yoluna devam


Pazartesi, Şub.29.2016 - 13:56

HİKAYELERİN DOĞUŞU

 Hikâyeler, olmuş ya da olması mümkün olan olayları anlatan kısa sanat eserleridir. Gerçekleşmesi mümkün bir olayı yer, zaman ve kişi


Pazartesi, Şub.08.2016 - 22:55

Yorum Yap
Güvenlik Resmi Resmi Yenile

Yorumlar
Yorum yapılmamıştır.

Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.
Facebook ile Yorum Yap

Haber, Haberler

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.Buradasınız: Türkiye'nin En Kapsamlı Haber Portali: ERBAA GAZETESİ - Tükiye'nin en kapsamli haber portali: http://erbaagazetesi.com/