Buket Çiçekçilik Erbaa

GAZETELER

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

EN ÇOK OKUNANLAR

  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY

ANKET

  • Yeni Açılmış Olan Haber Sitemizi Nasıl Buldunuz?

anlamak,anlamamak; anlamadığını anlamak...

Salı, Kas.10.2015 - 12:07
PAYLAŞ :
 |  Karakter Boyutu : A- A+


S.Barış KÖKSAL
S.Barış KÖKSAL

anlamak,anlamamak; anlamadığını anlamak...

 Bugünlerde toplumumuzda insanların birbirlerini anlamaya  ve empati yapmaya o kadar ihtiyacımız var ki!. En büyük eksikliğimiz de sanıyorum anlayamamak. Nedense olaylara hep kendi penceremizden bakıyor ve öyle olmasını bekliyoruz. Neden hep kendimizin haklı olduğu yönleri görebiliyoruz, sanki dünya sadece bizim eksenimizde döndüğünü düşünüyoruz. Oysa gezegende yaşayan canlılarla birlikte biz bir bütünüz. Sizlerede ilginç geleceğini düşündüğüm Prof.Dr.Aydın ÖZTAN’ın   anlamak,anlamamak; anlamadığını anlamak, yazısını paylaşmak istiyorum. Böylece bir nebze de olsa kendimizi başkalarına anlatmaya, başkalarını da anlamaya çalışabiliriz..

   Türk Dil Kurumu tarafından çıkartılan Türkçe Sözlükteki “anlamak” kelimesinin karşılığı“Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak - Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek -Sorup öğrenmek - Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek” biçiminde açıklanmıştır. Aynı sözlükte bilmek kelimesi ise “bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak” olarak geçer. Oysa bilmek, öğrenmek ve anlamak birbirinden farklı kavramlardır ve bilmek anlamayı gerektirmez. Okumayı bilmenin, okunan metni anlamayı gerektirmediği gibi.

   Bir sabah uyandığında kendisini sebebini anlamadığı bir suç nedeniyle dava edilmiş bulanan Josef K. adlı kahramanın öyküsünün anlatıldığı Dava isimli romanında “Ormanda yolunu yitirmiş çocuklar gibi terk edilmişlik içerisindeyiz. Önümde durup bana baktığında, ne sen benim içimdeki acıları anlayabiliyorsun, ne de ben seninkileri. Ve senin önünde kendimi yere atsam, ağlasam ve anlatsam bile, biri sana cehennemi sıcak ve korkunçtur diye anlattığında, cehennem hakkında ne bilebilirsen, benim hakkımda da ancak o kadarını bilebilirsin.” diye yazmış Franz Kafka (1925). Bu deyiş dilimize pelesenk olmuştur. Hangi kaynağa bakarsanız bakın, anlamak hakkında bu sözcükleri okursunuz.

   Hegel’in son günlerinde en değerli öğrencisine “Beni bir tek sen anladın, sen de yanlış anladın” dediği rivayet olunur. Hegel giderayak söylediği bu sözle kuşkusuz tüm öğrencilerine ve kendisini okuyan herkese yepyeni ufuklar açmıştır. Çünkü böylece Hegel, kendisini anladığını düşünen herkesin içine kuşku tohumları serpmiş ve kendisini anlamaya çalışmayı bırakmamalarını sağlamıştır. “Başkalarını anlamak bilgeliktir, kendini anlamaksa aydınlanmaktır” demiş LaoZi (Yaşlı Bilge) milattan 600 yıl önce. 

   Aynı yüzyılda yaşamış Konfüçyus’un meşhur sözü”Bana anlat ama unutabilirim; bana göster ama belki hatırlayabilirim; beni derinliklerine götür; işte o zaman anlayabilirim. Soren Kierkegaard “Anlaşılması gereken ilk şey, anlayamadığımızdır” demiş.

   İnsan beyni; duyu organlarından gelen veriler aracılığıyla, çevreyi tanımayı, neden sonuç ilişkisini öğrenmeyi, başka bir insanla anlaşıp, tartışarak, ona bir şeyler verip bir şeyler almayı sağlayacak yapıdadır. Bu algılar çeşitli şekillerde eğitimsizlikle, zorbalıkla ya da yobazlıkla kapatıldığı oranda kişinin çevreyle bağlantısı zayıflar ve sonunda kesilir. 

   Anlamak, benimsemek veya onaylamak ile karıştırılmamalıdır. Genellikle insanların anlaşılmamak diye yakındıkları şey onaylanmamaktır. Esasında benimsemek ve onaylamak ancak anlamanın tamamlanmasından sonra gerçekleşebilecek durumlardır. Anlamak, başkası tarafından transfer edilen bir bilginin veya algılama ile edinilen verilerin; kişinin mevcut bilgileri, gözlemleri, şartlanmaları, muhakeme kapasitesi, anıları, düşünebilme yetisi gibi birbiri ile etkileşen matrix bir sistem sayesinde sebep sonuç ilişkilerinin kurulması ve sonuçta zihinde bir paradigmanın oluşması olarak tanımlanabilir. ,

     NE KADAR ANLATIRSAN ANLAT, ANCAK KARŞINDAKININ ANLADIĞI KADAR ANLAŞILIRSIN.

   Anlama süreci, anlamayı istemekle başlayabilir. Anlamayı istemek için de anlamadığını kabul etmek gerekir. Hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz.Bilimden uzak toplumlarda anlaşılmaz olarak nitelenen kavramlar pek çoktur ve bunlar gizemli, erişilmez, güçlü, mistik, hatta dünya dışı addedilir. Bunları anlamaya çalışmak toplum tarafından hoş karşılanmaz, anlamaya çalışanlar veya anladığını iddia edenler sevilmez, dışlanır. 

   Çünkü Nietzsche’nin söylediği gibi “dibini göremedikleri şey dipsizdir onlarca”. Anlamak, şu anda olanları doğru değerlendirmeyi ve dolayısıyla geleceği doğru öngörmeyi sağlar. Bu nedenle anlama kanalları tıkanmış bireyler ve bu bireylerden oluşan toplumun seçtiği yönetimler, geleceğin hazırladığı tuzakları öngöremedikleri ve anlayamadıkları için, siyasi tarihimiz düşülen tuzakların acı öyküleriyle doludur. 

   Tarihi boyunca yaptığı anlaşmaların tümünden uzun vadede zararlı çıkmış bir ülkenin evlatları olarak anlamanın değerini bizim herkesten daha iyi “anlamamız” lazım. İşte o hep bizim aleyhimize dönen “anlaşılmaz” kısır döngü burada başlıyor galiba. 

   Böyle bir ortamda yetişmiş bir insan, çevresinde olup bitenleri anlayamaz; anlamaktan çekinir; bir zaman sonra da anlamadığını bile anlayamaz. Her duyduğuna inanır, özellikle ailesi tarafından verilen telkinlerden hiçbir zaman kurtulamaz, bunun sonucu olarak da dogmasını değiştirmeye yanaşmaz. Çünkü dogma kendisine verilen ilk eğitimdir ve taze beynine yerleştirilmiş, düşünme yollarını kapatan ilk uyuşturucudur. İşte toplumun birçok konuyu konuşmayı tehlikeli bulması, tartışmaya açmaması; hatta bazı dönemlerde bırakın eylemi, düşünmeye bile ceza uygulanması böyle bir sosyolojik bozukluğun sonucudur. Semavi din kitaplarının toplumun anladığı dil ve alfabeden farklı yazılmış olması, insanların içeriği hakkında fikir sahibi olmadığı söz öbeklerini anlamadan, sorgulamadan kabullenmesini sağlar. Anlamadan anlar gibi yapmayı kutsar, yüceltir. Anlamaya çalışmayı korkutucu bulur, yadırgar, dışlar, kötüler. 

   Bu şekilde uyuşturulmuş körpe beyinler ileride okudukları, duydukları, gördükleri her şeyi anlamaya çalışmaktan korkarlar. Ama anlamış gibi yapmaktan da geri kalmazlar. Anlayamamanın sonuçları korkunçtur. Bu zavallılar fay hattındaki evlerinin yıkılmasını veya dere yatağındaki evlerini su basmasını kadınların çıplak gezmesine bağlar. Yakın akrabası ile evlenir, özürlü çocuğunu günahlarından dolayı Tanrının bir cezalandırması olarak değerlendirir. Kendi kusurunu anlamaz; anlayamadığı için nedenini araştırmaz; araştırmayınca eksikliği giderecek yolu bulamaz. 

   Dogmasına paralel söylemler dışında her şeye kapalıdır. Kendini değiştirecek hiçbir girişimde bulunmaz, bulunanı da sevmez. Kitap okumaz, beceri geliştirmez. Bilimden korkar ve uzak durur. Kendisi gibi olmayanları da şiddetle eleştirir ve dışlar. Artistlerin, sporcuların, mankenlerin günlük yaşamını ezbere bilmeyi kültür; lüks tüketim mallarını kullanmayı gelişmişlik; magazin haberlerini de bilgi olarak değerlendirir. Anlamak zorunda kalacağı her şeyden uzak durur. Tarihini Malkoçoğlu filmlerinden, sosyal hayatın gereklerini televizyon dizilerinden öğrenir. Muhteşem Yüzyıl dizisini sanki tarih kitabı okuyormuş gibisine benimser. Fındık kabuğunu doldurmayan bilgisiyle ahkam keser. Böyle toplumlar, sporcusunun halteri kaldıramamasını şanssızlığa, koşucusunun yarışı kazanamamasını göbeğinin görünmesine, takımlarının hep mağlup olmasını hakemlere bağlar. Çoğunun bilgisi gazete başlıklarına ve televizyon haberlerine dayanır. Biraz daha gelişmişlerin internet çöplüğünde dolaştıkları ve ilk okudukları haberi derinine araştırmadan varsayıp, doğru belleyip gerçeğe ulaşmadan yargısız infaz yaptıkları görülmektedir.

   Bu insanların sanatla ilişkileri de aynı paraleldedir. Her türlü faaliyete olduğu gibi sanata da sadece dogmalarının penceresinden bakarlar. Gerçek anlamda tüm sanat dallarından uzak dururlar. Herhangi bir sanat dalı ilgilerini çekse bile onunla uğraşmayı, ilgilenmeyi, anlamayı, bir şeyler yaratmayı deneyemezler. Çünkü anlamadıklarını kabul edip anlamaya çalışmaktan çok uzaktırlar. Çünkü onlara zaten anlamalarının değil, olduğu gibi kabul etmelerinin gerekliliği belletilmiştir. O nedenle de sanatı kötülerler, sanatçıları dışlarlar. ‘Öyle şeyler’den anlamamayı övünme aracı olarak kullanırlar. 

   Sevgili babalar; çocuklarınızın bazı şeyleri anlayamamalarına kızmayın. Çünkü onlar henüz anlamadıklarını rahatça söyleyebilecek kadar naiftirler. Onlara anlamadıkları zaman anlıyormuş gibi yapmayı, daha sonra da buna aldırmamayı öğretmeyin. Bir süre sonra da siz çocuklarınızı anlamakta güçlük çekeceksiniz. Onlara şimdiden anlamanın ve anlatmanın değerini öğretin ki, ileride onlar da size ve başkalarına kendilerini anlatsınlar, anlayamadığınızı anladıklarında tekrar tekrar anlatsınlar. Kendi anlamadıkları şeyleri ise anlayana kadar peşini bırakmamayı düstur edinsinler. Bugünkü bilgilerinin çoğunu çocuklarından ve çocukları yerine koyduğu öğrencilerinden öğrenmiş bir baba, bir hoca olarak bu satırları göğsümü gere gere yazıyorum.

   Sonuç olarak tek cümle: “Bir insanın anlamadığını anlamasını sağlamak birçok şeyin başlangıcı olabilir.”

   Kaynak: Lab.Medya...

    Birbirimizi iyi anlamak, karşılıklı saygı duymak ve çıkarsız bir şekilde sevmek ve sevilmek dileğiyle...


Bu haber 906 defa okundu.

Benzer Haberler

Belediye vatandaşın borcunu yapılandırıyo

Belediye vatandaşın borcunu yapılandırıyo Erbaa Belediyesi, belediyeye borcu olan vatandaşların borçlarını yapılandırıyor. 

Perşembe, Haz.22.2017 - 11:27

ERBAA DA UYUŞTURUCU OPERASYONU

ERBAA DA UYUŞTURUCU OPERASYONU

Erbaa da kapsamlı bir uyuşturucu operasyonu düzenlendi..


Perşembe, Haz.22.2017 - 11:12

Tokat Valisi Merkeze alındı.

Tokat Valisi Merkeze alındı. İçişleri Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Ömer Toraman’ın Tokat Valiliğine, atandığı Valiler Kararnamesi yayımlandı.

Çarşamba, Haz.21.2017 - 10:18

MHP ERBAA İLÇE TEŞKİLATI İFTAR PROGRAMI DÜZENLEDİ

MHP ERBAA İLÇE TEŞKİLATI İFTAR PROGRAMI DÜZENLEDİ Milliyetçi Hareket Partisi Erbaa ilçe teşkilatı İftar programı düzenledi.

Pazartesi, Haz.12.2017 - 02:43

ERBAA BELEDİYESİNDEN İFTAR PROGRAMI

ERBAA BELEDİYESİNDEN İFTAR PROGRAMI

Erbaa belediyesi ilçe halkına iftar yemeği verdi.


Pazartesi, Haz.12.2017 - 01:57

Bu Yazarın Diğer Yazıları

ERBAA ZİRAAT ODASI ÇİFTÇİLERE İPARD 2 KONUSUNDA BİLGİLENDİRME TOPLANTISI YAPILDI…

ERBAA ZİRAAT ODASI ÇİFTÇİLERE İPARD 2 KONUSUNDA BİLGİLENDİRME TOPLANTISI YAPILDI…     Tarım Ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme kurumu (T.K.D.K) Kırsal


Perşembe, Kas.26.2015 - 22:06

Siyaset, kendini iyi hissettirecek pozlar vermek değil, zor tercihler yapmak demektir….

Siyaset, kendini iyi hissettirecek pozlar vermek değil, zor tercihler yapmak demektir….   Fikir ayrılığı ve birbiriyle yarışan çıkarlar olmaksızın, gerçek bir


Salı, Kas.10.2015 - 12:04

ÖZE GELİN, ÖZ'E !!...

ÖZE GELİN, ÖZ'E !!...  Geçen yıl 8 Mart Dünya emekci kadınlar günüyle ilgili yazımda, bu özel günde hep siyasiler tarafından


Salı, Kas.10.2015 - 12:02

Kuraklık ve Geleceğimiz...

KURAKLIK VE GELECEĞİMİZ... Kuraklık aslında normal ve tekrarlayan bir iklim olayıdır. Bir veya birden çok mevsime yayılan azalan yağışlar nedeniyle


Salı, Kas.10.2015 - 10:50

EKONOMİ VE DÜNYA==

EKONOMİ VE DÜNYA== Polonyalı Nicolaus Copernicus 1543’te yayınladığı “Gök Kürelerinin Hareketi” isimli kitabında,” İnsanın hiçbir şeyin merkezi olmadığını, dünyanın ise


Salı, Kas.10.2015 - 10:30

8 MART DÜNYA KADINLARI'NIN MÜCADELE GÜNÜ (2)

8 MART DÜNYA KADINLARI'NIN MÜCADELE GÜNÜ (2) Bugüne kadar Kadınlara ait bu günde hep hamasi söylemlerle gönülleri alındı. Kutlamalarda verilen


Salı, Kas.10.2015 - 10:28

8 MART DÜNYA KADINLARININ MÜCADELE GÜNÜ

" ŞUNA İNANMAK LAZIMDIR Kİ DÜNYA ÜZERİNDE GÖRDÜĞÜMÜZ HER ŞEY KADININ ESERİDİR''                  


Salı, Kas.10.2015 - 10:23

Yorum Yap
Güvenlik Resmi Resmi Yenile

Yorumlar
Yorum yapılmamıştır.

Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.
Facebook ile Yorum Yap

Haber, Haberler

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.Buradasınız: Türkiye'nin En Kapsamlı Haber Portali: ERBAA GAZETESİ - Tükiye'nin en kapsamli haber portali: http://erbaagazetesi.com/