Bugun...


Osman Baş

facebook-paylas
MUTLU VE HUZURLU YAŞAMAK
Tarih: 24-07-2019 12:44:00 Güncelleme: 24-07-2019 12:44:00


Yamaçlarda eğlenmek, hayvanları otlatmak, oyun oynamak zordur. Ne yapsan dikiş tutturamazsın. Elle attığın, baktığın, aktığın, bıraktığın, güttüğün aşağıya akar. Bildiğin ne varsa uygularsın, akmasın, taşmasın, gitmesin, bırakmasın diye. Lakin söz dinlemez, laftan anlamaz. İlle de aşağıya akacağım diye tutturur, kendi yolunu da bulur.

            Elinde var olanların olmayanlara yardımı ne güzeldir. Dünya hayatının önemlilerinden biri de yardımlaşma değil midir? Olmayana “al” demek değil midir? Sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi gerekmez mi? Soru işareti ile biten cümleleri çoğaltmak mümkündür.

            Bizim tarihimizde Kut’u korumak vardı diyor tarihçilerimiz. Alp Er Tunga’ya Saka Başbuğundan emanet edildiği söyleniyor. ( Ata Çınar, sarp yokuş- panama yayıncılık-Ankara-2017 – 17)

            Has cümlelerle, gönül alan, tenin bütün hücrelerine kan dolaşımını sağlamak, pompa görevi üstlenen ciğerlerin sağlıklı olması için gıda kadar milli ve manevi alanda da beslenmesi gerek.  Kut kime emanet edilmiştir. Sahi Kut nedir. Kıyamete kadar Türk hakanları, askerleri, aksakalları nesilden nesile birbirine teslim edip dünyaya hâkim olacak, adalet dağıtacak, töreyi, hâkim kılacak. (Ata Çınar, sarp yokuş- panama yayıncılık-2017 – 20)

            Dünya hayatının üzerimize yüklediği sorumlulukların, aşkların, ülkülerin, davaların, milli hayallerimizin sevgisiyle nefes nefese bir ömrü birlikte yaşamaya talibiz.

            Bazen ateşler içinde kalıyor, terliyor, alev alev yanıyor, avuçlarıma aldığım suyu kaynatıyorum. Bu kaynayış olmaya mıdır, solmaya mıdır, yok olmaya mı bilmiyorum. Aralıklarla titriyor,  gözyaşlarına hâkim olamıyorum.

            Tarihi romanlarda; kırk günde yürüyen, yemek yiyen, at binen, kılıç kuşanan, yay gerip ok atan, av avlayıp soy soylayıp Dedem Korkut’un ad verdiği yiğitler vardı. Bir anda yerinden fırlar, ses verir, ses alırdı. Okudukça duygularımız tavan yapar, Kürşad ve kırk yiğidinin şahadeti aşkıyla sefere çıkardık. Kürşad’ın torunlarından her gün acı haberler geliyor. Diz çökmeden, taviz vermeden, Türk gibi duruşla birkaç kelam duymak belki yüreğimize su olacak. Tebessüm edeceğiz. Dualarımız hiç kesilmeden devam edecek.

            Kış boyu baharı bekledim. Bahar candır, canandır, doğuştur, yeniden diriliştir. Yaz öncesi hasat için hazırlık dönemidir. Çalışma, ekme, besleme, sulama dönemidir. Bahar tükendi. Yaz başındayız. Osman Batur’un torunları asrın zulmünü yaşıyor. Türlü işkencelerle Türk olduklarının hesabını veriyorlar. Mazlumlar, masumlar, günahsızlar… Onları kimse duymuyor. Zulmün sahiplerine kimse seslenmiyor. Teröristler için yürüyenler, açlık grevi başlatanlar, insan hakları savunucuları hepsi ortalıktan kayboldular.

            Bu bahar güneşe teslim olacaktım. Saniye saniye, dakika dakika güneş ışığı ve ısısı altında erimek dileğimdi.  Muradım, çoban ateşi dumanı gibi özgürce yükselmekti gökyüzüne.

            “Ölmeden ölünüz.”emrine eyvallah. Gövdesi kızarmış bir teneke sobanın kıyısına kıvrılıp uzanmış bir tenin ayaz vurgunu titreyişi saatlerce devam eder. Odada konuşmalar, sürer gider.  “Uyu biraz, kendine gelirsin.” Anlaşılan “ Garibi cin çarpmış. Acaba kimin pogluğundan geçerken küle bastı.” Bilenler gülümser. Biliyor havasına girenler. Merakla izlerler. Hasta felç olmuştur.

            Sonumuz ölümdür. Berzah âleminde dünyayı aramayız inşallah. “Sen Allah’tan, Allah da senden razı olduğu vakit, muştulanan cennet’e kavuşacaksın. ( Fecr Suresi 28. Ayet) 

            Türk olmak, Türk gibi yaşamak, töresini, milli, dini ve bilim ilmini tam olarak öğrenmek asrı yönetmeye talip olmak güneşe sefere çıkmakla eş değerdir.

            Övgüye mazhar olmuş bir milletin bugün ki torunları mutlu, huzurlu ve güçlü olmalıdır. Gençlik yıllarından itibaren ülkü denen bir kutlu davaya sevdalı yüreğin vuslatı halen ufukta görünmüyor.  Dünya hayatı tükeniş yolunda sona yaklaşırken geriye bakamıyor.

            Ülkemizin birliği ve dirliği çok önemlidir. Hacı Bektaş-ı Veli’nin “ Bir olalım, diri olalım, iri olalım” sözü daima aklımızda olmalıdır.

            Ömür boyunca akşamdan sabaha, sabahtan akşama sevdiği uğruna çalışmak, geceye ışık, gündüze güneş olmak ve doğru olmak yaraşır bize. Aç kalanı doyurmak, soğukta donan garibi giydirmek biz olmak, zaman ötesi bir inancın hücrelerdeki gülümseyişidir.

Ağaç üzerinde varlığını sürdürecek dalı olmayan yaprağın, dünya hayatı tehlikede demektir. Kendini önce rüzgâra, sonra toprağa bırakır.

Biz mutlu, huzurlu yaşamak istiyoruz.

 

Osman BAŞ



Bu yazı 650 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
HABER ARA
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
Henüz anket oluşturulmamış.
YUKARI