Bugun...


Osman Baş

facebook-paylas
EDEBİYATIMIZDA KIŞ
Tarih: 27-12-2018 10:57:00 Güncelleme: 27-12-2018 10:57:00


 

Kış mevsimi yavaş adımlarla bizim oralara gelmeye başladı. Yağmurların aralıklarla yağması, toprağın ekim için hazırlanması ve buğday tohumlarının toprakla buluşması, havaların soğuması kış mevsiminin geldiğini işaret ediyor. Kar henüz yağmadı. Aralıklarla yağmur devam ediyor. Dağların dorukları kar için hazır gibi. Bizim köye yağması da süpriz olmaz. Havalar, kar hariç kışın tüm belirtilerini gösteriyor. Özellikle soğuğunu iliklerimize kadar hissediyoruz.

            Güzine sobası kurduk köydeki evimize. Biraz odun ve kömür koyup yaktığımızda kızarmaya başlıyor. Su dolu çaydanlık ve su kazanından çıkan sesler tatlı bir ritimle geçmişe yolculuğu başlatıyor. Isı ve ışığı bütünleştirip rahatlatıyor, huzurlu kılıyor. Görüntüler ve çıkan sesler bazen güzel bir rüya oluyor, bazen de hüzün veriyor.

            Uzun yıllar, yarıyıl ve yaz tatillerinde geldiğim köyde özlem içerikli günler yaşadık. Şimdilerde karmaşık anılardan günümüze ulaşan bir kaç parça takıntının ötesinde bir şey kalmadı.

            Yıllar önce gurbete çalışmaya gidenlerin önemli bir bölümü emekli oldu. Bir ayağımız köyde olsun diye yazlık ya da bağ evi yaptırıyor.  Yaz aylarında köyde güzel günler yaşamak dileğiyle.

            İşte bu niyetle biz de bir ev yaptırdık. Artık köye geldiğimizde bir kaç gün fazla kalacağız. Dinlenecek ve rahatlayacağız.

            Kar taneleri Kelkit ırmağına ulaştığı an vuslattır. O anı sayısız izlemişimdir. Anlatmakta zorlandığımı itiraf etmeliyim.

            Uzun kış gecelerinin nemli esintilerinde titrediğim anları onca yıl sonra yeniden yaşıyorum.

            Kış mevsimi ne kadar kısa sürerse o kadar çok seviniriz. Edebiyatımızda bahar ve sonbahar kadar canlı değildir. Ama kış da vardır.

            Aşk ve aşk ötesi yolculuğun kış mevsiminde yaşanacağını hepimiz biliyoruz. Dört mevsim, elli iki hafta, üç yüz atmış beş gün yaşanası her şey mevsimler üstüdür.

            Edebiyatçıların bir kısmı kış mevsimi için uyku diye yazmaktadır. Dünya hayatının önemli bir bölümü kendini uykuya bırakır. İlkbaharın doğaya verdiği canlılık, neşe, yeniden doğuşu, insanı harekete geçiren enerjisi, yaz mevsiminin bol ve bereketli hasat günleri, sonbaharın hüznünün ardından kış dinlenmedir. Tembellik değil, ruhun ve tenin mevsim serinliğince hafifleyişidir. "Uyumak ve uyutmak" diyen kaleme sözümüz yoktur. Yalnızlıklar ve kalabalıklar kendi ekseni etrafında dönüş görevini tamamlarken, beyinde ve tende yapılacak bir temizliğin önemi de unutulmamalıdır.

            Gökyüzünü bir nokta boşluk bırakmadan kapatan kış bulutlarını görmek, rüzgârını tende hissetmek,  kabul etmek ve gülümsemek güzeldir diyorum.  

            Artık hazırım. Mevsim bütün oluşumlarında, uzaklığına, yakınlığına, varlığına ve yokluğuna hazırım.

            Geçen kıştan bu yana baki âleme gidenleri hatırlamaya, dünyaya gelen bebeklerin ailelerini ziyarete, sonbaharda yapılan kışlık yiyeceklerin tadına bakmaya hazırım.

             Mevsimlerin tadına bakmak her insanda, meslekte örneğin; Öğretmen, doktor, yazar hatta çiftci de farklı farklı olabilir.

            Ben kar tanelerinin yeryüzüne akışını hece hece kelimeleşen, mısraları oluşturan ve dörtlüklerle zirveye doğru kendinden emin şekilde hedefe yürüşü hatırlarım.

            Bir şair olarak, onca kalabalığın arasında uzun ince bir yol bulur, kelimeleri yan yana dizer, mısraları alt alta koyar, dörtlüklerle şiire doğru at sürer, yay gerip ok atar, gönül çeşmemin bütün akarlarını gönül dünyamın bereketi için seferber ederim.

            Artık, kış gelsin. Gökyüzünün ve yeryüzünün kar tanelerine ihtiyacı vardır.

            Şair odur ki,  Kış mevsimine, kar yağışına, saçaklardan sarkan buzlara, soğuğa, üsüten ve yakan rüzgâra şiir yazmamış olsun.

            Pencerenin yarı açık perdesinden arda kalan cam ötesinde karbeyaz günlerin derinliğinde gecelerin buz tutmuş esintisine kendimizi bıraktığımız günler gençliğimizin en güzel yılları olarak halen tazeliğini korumaktadır.

            Siyah beyaz belli belirsiz resimler yüreğin içinde tükenmemiş duyguları hareketlendirir.

            Edebiyatımızda kış daima olmuştur. Yazıma şairlerden kış şiirleri örnekleri ile devam ediyorum. 

 

            Ahmet Muhip Dranas Kar şiirinde;

Kardır yağan üstümüze geceden,

Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,

Ormanın uğultusuyla birlikte

Ve dörtnala dümdüz bir mavilikte.

 

Sezai Karakoç'tan  Kar şiiri;

Karın yağdığını görünce

Kar tutan toprağı anlayacaksın

Toprakta bir karış karı görünce

            Kar içinde yanan karı anlayacaksın.

 

            Ve Cenap Şahabaettin farkı;

Bir beyaz titreyiş, bir dumanlı uçuş,

Eşini kaybeden bir kuş

            Gibi kar.

 

Yahya Kemal, Kar Musikileri diyor

Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu.

Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu.

Bir kuytu manastırda duâlar gibi gamlı,

Yüzlerce ağızdan koro hâlinde devamlı,

Bir erganun âhengi yayılmakta derinden…

 

Cahit Sıtkı Tarancı, Kar ve Ben şirinde;

Esiyor tane tane yine beyaz bir rüzgâr.

Söyleyin hangi kuşun kanatları yolundu,

Yine hangi ağaçtan döküldü bu yapraklar?

Yağan beyaz bir sükût, bir mahşerdir sanki kar!

Bir hicret sevdasıdır ruhumu sardı yine.

 

Osman Baş'tan Bakü’ye kar yağıyor...

Gün karla başlarken

Caddeler sulara teslim

Bulutlar toprakla vuslatta

Sahil alabildiğine serin

Her şey vakti tutmaya mecbur

Yaşamaya, solumaya,

Dokunmaya mecbur...

Ben odamda dinlenmeye

Ben pencereden bakmaya

Ben Hazar’a akmaya mecbur

Kar Bakü’ye...

 

Kış Bahçelerine, Faruk Nafiz Çamlıbel ile ulaşıyoruz

Dinmiş denizin şarkısı, rüzgar uyumakta,

Rıhtım boyu sonsuz bir üzüntüyle karaltı

Körfez düşünür, Kanlıca mahzundur uzakta,

Mazi gibi sislenmiş Emirgan Çınaraltı.

Can verdi kışın sunduğu taslarla zeh

            Kaynak: https://www.antoloji.com/kis-bahceleri-siiri/

 

 

            Edebiyatımızda kış,  cümlesini lapa lapa yağan kar ile birlikte düşünüyorum.  Uyku halinden çıkarıyor, beynimin, tenimin ve ruhumun sağlıklı düşündüğünü biliyorum. Sadece rüzgârında, ayazında ve don tutmuş gecelerinde üşüyorum.

Artık, kar yağıyor, sayısı gönderen tarafından bilinen tanelerin altında rahat, telaşsız, sessiz ve huzurluyum.

 Vakittir…

 

Osman BAŞ

 



Bu yazı 2648 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
HABER ARA
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
Henüz anket oluşturulmamış.
YUKARI